Kelimeler arşivi içinde; sonunda "net" olan, toplam 107 adet kelime bulunmaktadır. Sonu net ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında net olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde net olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CİCİNENENET, ZİGOTOKİNET
BASKLARNET, EHLİSÜNNET, HEYRESENET, SPOROKİNET
MUKARENET, MÜBAYENET
İNTERNET, KAMYONET, MESKENET, MEYMENET, MUAVENET, MUHANNET, ŞANSONET, ŞEYTANET, TROTİNET, BÖLYÖNET, AYCENNET, GİLERNET, STOKİNET
DİYANET, HIYANET, HUŞUNET, KEHANET, KLARNET, MELANET, METANET, SIYANET, SUHUNET, VAGONET, ALVENET, AYVENET, CABİNET, ERGENET, ERKENET, FETANET, HESENET, HİYANET, İSKENET, KESENET, METENET, MUHANET, OOKİNET, SÜHÜNET, SÜKUNET, VEMANET, VİZONET
CENNET, CİNNET, EMANET, İHANET, KORNET, LÜKNET, MESNET, MİHNET, MİNNET, PLANET, SÜNNET, TINNET, TIYNET, TORNET, UFUNET, ZİYNET, AKİNET, AMANET, ANENET, AVANET, ÇEYNET, ÇİYNET, EHANET, EMENET, KISNET, MÜNNET, OHANET, RENNET, SAYNET, SUNNET, Devamını Oku »»
ÇENET, DENET, KENET, LANET, LİNET, LÜNET, SENET, BİNET, BÖNET, BÜNET, CANET, CÜNET, GANET, JENET, KİNET, KÜNET, MENET, MİNET, PİNET, RENET, SÜNET, TENET, YÖNET, ZANET, ZİNET
ENET
NET
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
MUKARENET
Yaklaşma, kavuşma, bitişme. Yakınlık.
İNTERNET
Genel Ağ.
HEYRESENET
Arapça kökenli hayr-hasenât: hayır-hasanet; fayda.
MUAVENET
Yardım.
ZİGOTOKİNET
Plasmodium türlerinin ookinetleri için kullanılan çok daha doğru bir terim.
MESKENET
Miskinlik, beceriksizlik. Yoksulluk, fakirlik.
EHLİSÜNNET
Sünnet ehli.
BASKLARNET
Kalın sesli klarnet.
SPOROKİNET
Piroplasm cinsi Babesia ve kimi Adeleide'an koksidiyaların (Karyolysus) hareketli zigotu (kinet), zigotik kinetle aynı görünüme sahip, hareketli evrelere bölünen, küre biçiminde olan yapılar.
MÜBAYENET
Ayrılık, başkalık. Karşıtlık, uyuşmazlık.
MUHANNET
Alçak, korkak, namert.
MEYMENET
Uğur (I).
ŞANSONET
Küçük şanson, kısa türkü.
CİCİNENENET
Arabulucu kadın.
KAMYONET
Yük taşıyan küçük kamyon, pikap.
Bu bölümde tanımı içerisinde NET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
ALDATMA
Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
ARAF
İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.