Kelimeler arşivi içinde; başında "net" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. net ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu net ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde net olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NETİCELENDİRİLMEK
NETİCELENDİRİLME, NETLEŞTİREBİLMEK
NETİCELENDİRMEK, NETLEŞTİREBİLME
NETİCELENDİRME
NETİCELEŞMEK, NETİCELENMEK, NETLEŞTİRMEK, NETİCESİZLİK
NETİCELEŞME, NETLEŞTİRME, NETİCELENİŞ, NETİCELENME
NETELİKSİZ
NETİCETEN, NETİCESİZ, NETLEŞMEK, NETOBİMİN
NETLEŞME, NETRESİM, NETSİNNE, NETAMELİ, NETEMELİ
NETİRGE, NETEKİM, NETEHER, NETÖYÜR
NETİCE, NETREK, NETÖÖR, NETEER, NETLİK, NETEME
NETME, NETÖR, NETLİ, NETER
NET
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
NETELİKSİZ
Kuşkusuz.
NETİCELENDİRİLMEK
Sonuçlandırılmak.
NETİCELENDİRMEK
Sonuçlandırmak.
NETİCELENİŞ
Sonuçlanış.
NETİCELENDİRME
Sonuçlandırma.
NETLEŞTİREBİLME
Netleştirebilmek işi.
NETİCELEŞMEK
Sonuca erişmek.
NETİCESİZLİK
Sonuçsuzluk.
NETLEŞTİRME
Netleştirmek işi.
NETİCELENME
Sonuçlanma.
NETİCELEŞME
Neticeleşmek işi.
NETLEŞTİRMEK
Net ve açık bir duruma kavuşturmak.
NETLEŞTİREBİLMEK
Netleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
NETİCELENDİRİLME
Sonuçlandırılma.
NETİCELENMEK
Sonuçlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde NET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
ALDATMA
Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ARAF
İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.