Sonu LEKE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "leke" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu leke ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında leke olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde leke olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

MÜSTEMLEKE

8 harfli kelimeler

SÜMALEKE

7 harfli kelimeler

FİLLEKE, FEZLEKE

6 harfli kelimeler

DÖLEKE, SÜLEKE, PİLEKE, HÖLEKE, HELEKE, FİLEKE, FELEKE, ÇÜLEKE, ÇÖLEKE, CÜLEKE, BELEKE, TELEKE, MELEKE

4 harfli kelimeler

LEKE

Bazı kelimelerin anlamları

LEKE

Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.

SÜLEKE

Hamamda, baş altına konulan tahta parçası, kütük. Kaydırak oyununda kullanılan yassı taş.

FİLLEKE

Çocukların oyun oynadıkları yassı taş.

CÜLEKE

Çocuk topluluğu. Cılız adam.

FELEKE

Kaydırak oyunu. Falaka.

HELEKE

Çember, daire. Teneke. Düğün eğlencesi. Su, süt ve benzerleri şeyleri koymaya yarayan, çoğunlukla bakırdan yapılan, bakraçtan büyük bir çeşit kova.

ÇÖLEKE

Siyah renkli, eti yenen bir çöl kuşu.

DÖLEKE

Büyük maşrapa.

HÖLEKE

Aşık kemiği.

ÇÜLEKE

Çocuk topluluğu.

SÜMALEKE

Şimşek.

PİLEKE

Fırına sürülüp içinde bamur pişirilen, kiremit ya da toprak testi.

FEZLEKE

Özet, hülasa. Bir kararın kısaca yazılması.

BELEKE

Yarıyarıya çavdarla karışık buğday.

FİLEKE

Kürek kemiği. Yassı, hafif taş ve bu taşlarla oynanan oyun.

MÜSTEMLEKE

Sömürge.

  -   -   -  

Anlamında LEKE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LEKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

BEYAZLATICI

Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

ÇÜRÜK

Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.

AK

Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

ÇÜRÜMEK

Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.

ÇİLEKEŞLİK

Çilekeş olma durumu.

BENEK

Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

BERTİK

Yara, bere. İncinmiş, burkulmuş. Deride mor leke, çürük.

BENEKLİ

Ufak lekeleri bulunan.

BURALI

Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse.

ÇİL

Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia). Aynada oluşan leke. Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler. Tüyünde küçük benekler bulunan (hayvan). Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar. Yeni ve parlak (para veya altın).

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

ALAZLANMAK

Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

ÇİÇEKSİMEK

Çiçek gibi olmak, çiçeklenmek. Kristal durumunda bulunan bir bileşik, kristal suyunu yitirip beyazımsı bir toz durumunu almak. Deride leke, sivilce, çiçek gibi döküntüler belirmek.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

ALAZLAMA

Alazlamak işi. Vücutta kızıllık veya kızıl lekeler belirmesi durumu.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).