İçinde LEMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "lema" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lema bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu lema ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lema olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KOMPLEMANTASYON

11 harfli kelimeler

PROBLEMATİK, KELLEMANGAY

10 harfli kelimeler

SÜLEMANCIK, NÜKLEOLEMA, GİZLEMAÇAR

9 harfli kelimeler

KOLEMANİT, YITILEMAK, GELEMAĞRI, ELEMATMAK

8 harfli kelimeler

GALEMARİ, GİLEMADA, EKÜKLEMA, BELLEMAH, ULEMALIK

7 harfli kelimeler

GİLEMAÇ, SULEMAN, SÜLEMAN

6 harfli kelimeler

ELEMAN

5 harfli kelimeler

LEMAN, ULEMA

4 harfli kelimeler

LEMA

Bazı kelimelerin anlamları

LEMA

Terlik dikişi. (Maraş). Parıltı, parlayış.

GELEMAĞRI

Bir çeşit ayrık otu.

NÜKLEOLEMA

Çekirdek zarı.

KOMPLEMANTASYON

Akraba virüslerin bir hücrede gerçekleştirdikleri karışık virüs enfeksiyonu sonucunda, üremesi eksik olan virüsün, diğer akraba virüsün ürünlerini kullanarak çoğalması.

ULEMALIK

Bilginlik, âlimlik.

ELEMATMAK

Samanla karıştırılarak öküzlere verilen bir çeşit yem.

PROBLEMATİK

Sorunsal.

BELLEMAH

Hasta yoklamak, hasta ziyaretine gitmek.

GİZLEMAÇAR

Gizlem göstergelerinin çözümüne yarayan yöntem, ya da gizlem göstergelerinin karşılıklarını kapsayan çizelge.

GALEMARİ

Bir çeşit ayrık otu.

SÜLEMANCIK

Kertenkele.

KOLEMANİT

Hidratlı doğal kalsiyum borat.

YITILEMAK

İtmek, itelemek.

GİLEMADA

Budanmış asma çubuğu.

KELLEMANGAY

Bir çeşit at hastalığı.

EKÜKLEMA

Antik Yunan tiyatrosunda tekerlekli, yuvarlak bir yükselti; ek sahneler, taht salonu gibi geçişler bu yükselti, üzerinde oynanırdı. bk. tekerlekli sahne.

  -   -   -  

Anlamında LEMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LEMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÜNİTE

Birlik, birleşmiş olma durumu. Bir görevi, işi sürekli olarak yapmak üzere oluşturulmuş birlik. Birim. Dersin bölümlerinden her biri. Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

SEMİNER

Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı. Üniversitelerde öğretim elemanının yönetimi altında öğrencilerin yaptıkları araştırmalarla ilgili rapor hazırlama, tartışma biçiminde yürütülen grup çalışması.

FİŞE

Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı.

OKUTMAN

Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör.

ÖLÇEKLİ

Ölçek farkıyla aynen bütünü veren geometrik şekil veya eleman.

PAZARLAMA

Pazarlamak işi. Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.

AKEMİ

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

SORUNSAL

Çözümü belli olmayan. Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan, problematik.

AKADEMİSYEN

Öğretim elemanı.

KAMA

Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti.

PAH

Eğik olarak kesilmiş kenar. Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme.

TEKNOKRAT

Teknokrasiden yana olan. Teknokrasi içerisinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. elemanların ortak adı. Ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı veya memur.

AKASMA

Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).

ÇALIŞMA

Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

ÖGE

Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri. Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri. Gerekçe, araç. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur.

GRUP

Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

VALE

İskambil kâğıtlarında bacak. Otellerde görevli acemi ve genç eleman.

KIZAK

Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.