Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lele" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ELELELE, ŞELLELE
HELELE, SÜLELE
ALELE, ELELE
LELE
LELE
Yalan. Baba. Delikanlı. Lala. El : Leleni uzat.
ELELELE
Ah, of, ay anlamında ünlem.
ELELE
Salyangoz.
ŞELLELE
Arapça kökenli şellâle: şelale ; Tortum şelalesi.
SÜLELE
Arapça kökenli sülâle: sülale.
ALELE
Heyecan bildirir ünlem.
HELELE
Yırtıcı kuş.
Bu bölümde tanımı içerisinde LELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
EĞER
Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.
ÇABUKLAŞTIRMA
Çabuklaştırmak işi, tacil, aceleleştirme.
FAY
Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III).
EVET
"Öyledir" anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü, olur, oldu, peki, tamam, ya, beli, ha, he. Sözü açan veya bağlayan bir söz. Olumlu cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
ÇABUKLAŞMA
Çabuklaşmak işi, aceleleşme.
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
ÇABUKLAŞTIRMAK
Bir işin yapılmasını hızlandırmak, aceleleştirmek, tesri etmek.
BARBATA
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ÇABUKLAŞMAK
Çabukluk kazanmak, hızlanmak, aceleleşmek.
EFENDİBABA
Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.
AŞİRET
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.
FIŞKIRMA
Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.
ÇIMACI
Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.