LELE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "lele" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. lele ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu lele ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

LELEMENDİ

7 harfli kelimeler

LELENGİ, LELEŞME, LELEVAN, LELEVÜN

6 harfli kelimeler

LELEYH

5 harfli kelimeler

LELEK, LELEŞ

4 harfli kelimeler

LELE

Bazı kelimelerin anlamları

LELE

Yalan. Baba. Delikanlı. Lala. El : Leleni uzat.

LELEVAN

İşsiz güçsüz dolaşan.

LELEK

Kuş tüyü. Kazın kanat tüyü.

LELEVÜN

Çok zayıf. Bitkin, yorgun argın.

LELEYH

Kazın kanat tüyü.

LELEMENDİ

Yas havalarına uygulanan bir ezgi. bk. lilinci.

LELENGİ

Mayalı hamurdan yapılan bir çeşit lokma. Kabuğu kolaylıkla soyulan küçük ve çok tatlı bir çeşit portakal.

LELEŞME

Herhangi bir abanığın L sesine dönmesi : Yasdanmaktan yaslanmak gibi. Tiyatro konuşmasında "r" yerine "I" harfini söylemek.

LELEŞ

Baba. Ağabey. Çocuğun evde en güvendiği erkek.

  -   -   -  

Anlamında LELE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FIŞKIRMA

Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.

EFENDİBABA

Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.

EĞER

Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.

FAY

Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III).

ÇABUKLAŞTIRMAK

Bir işin yapılmasını hızlandırmak, aceleleştirmek, tesri etmek.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AŞİRET

Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.

ÇABUKLAŞMAK

Çabukluk kazanmak, hızlanmak, aceleleşmek.

ANTROK

Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

BÖYLE

Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.

ÇABUKLAŞMA

Çabuklaşmak işi, aceleleşme.

ÇIMACI

Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.

EVET

"Öyledir" anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü, olur, oldu, peki, tamam, ya, beli, ha, he. Sözü açan veya bağlayan bir söz. Olumlu cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz.

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

ÇABUKLAŞTIRMA

Çabuklaştırmak işi, tacil, aceleleştirme.

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.

ALINTILAMAK

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

BARBATA

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.