Kelimeler arşivinde; içinde "lele" olan, toplam 57 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lele bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lele ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lele olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
RASTGELELEŞTİRME
ISILELEKTRİKLİK
ACELELEŞTİRMEK
KÖLELEŞTİRMEK, ACELELEŞTİRME, KERTENKELELER, DENİZLALELERİ, ŞELELENDİRMEK
KÖLELEŞTİRME, KÖLELEŞTİRİŞ, IŞILELEKTRİK
PEHLELEŞMEK, ACELELEŞMEK, HELLELENMEK, TEKLELENMEK
HELLELEMEK, ŞELELENMEK, HALELENMEK, KÖLELEŞMEK, YELELENMEK, ACELELEŞME, ÇİLELENMEK
YÜLELEMEK, ÖYLELEMEK, ÖYLELEYİN, YELELENME, LELEMENDİ, KÖLELEŞME, ÇİLELEMEK, HALELENME, GÜLELEMEK, GÜCÜLELEN, FELELEMİN
ALELEMEK, DÜNLELER, İLELEBET, YELELEĞİ
ŞELLELE, SÜLELER, YELELEK, YİLELEK, LELENGİ, LELEVÜN, LELEVAN, LELEŞME, ELLELEM, ELELEYH, ELELELE
LELEYH, SÜLELE, HELELE, ELELEM
LELEŞ, ELELE, LELEK, ALELE
LELE
LELE
Yalan. Baba. Delikanlı. Lala. El : Leleni uzat.
PEHLELEŞMEK
Mücadele etmek. Elense çekişmek; mücadele etmek.
KÖLELEŞTİRMEK
Köle durumuna getirmek.
TEKLELENMEK
Yuvarlanmak.
KÖLELEŞTİRİŞ
Köleleştirme işi.
ŞELELENDİRMEK
Abartmak.
IŞILELEKTRİK
Işıkla üretilen elektrik yükleri ve elektrik akanı. Kimi özdeklerin, yüzeylerine düşen ışık fotonlarının saldıkları erke ile yüzey atomlarından kopan elektronların oluşturduğu elektrik akımı.
DENİZLALELERİ
Vücutları bir sapla deniz dibine bağlı veya serbest olabilen, beş veya daha fazla kollu, toplu durumda yaşayan derisi dikenlilerden bir sınıf.
RASTGELELEŞTİRME
İstatistiksel teorinin tesadüfi örneklemeyi temel almış olması nedeniyle örneklemedeki taraflılığı önlemek ve hatayı azaltmak için yapılan bir işlem.
KÖLELEŞTİRME
Köleleştirmek işi.
KERTENKELELER
Kertenkele, bukalemun ve iguanaları içine alan dört ayaklı sürüngenler takımı. Gerçek kertenkele türlerini içine alan dört ayaklı sürüngenler topluluğu. Sürüngenler (Squamata) takımından, ayakları iyi gelişmiş ve beş parmakları olan, uzun ve sivri kuyruklu, göz kapakları hareketli, üzerleri pullu ya da pürçüklü olan türlere sahip bir alt takım. (Lacertilia),familyaları vardır.
HELLELENMEK
Nişastalı yiyecekler pişerken koyulaşmak, lapalaşmak.
ACELELEŞTİRME
Çabuklaştırma.
ISILELEKTRİKLİK
Isı etkisiyle elektrik oluşması.
ACELELEŞMEK
Çabuklaşmak.
ACELELEŞTİRMEK
Çabuklaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde LELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇABUKLAŞTIRMAK
Bir işin yapılmasını hızlandırmak, aceleleştirmek, tesri etmek.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
EVET
"Öyledir" anlamında kullanılan bir doğrulama veya onaylama sözü, olur, oldu, peki, tamam, ya, beli, ha, he. Sözü açan veya bağlayan bir söz. Olumlu cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ÇABUKLAŞTIRMA
Çabuklaştırmak işi, tacil, aceleleştirme.
FIŞKIRMA
Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.
BARBATA
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.
AŞİRET
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.
ÇIMACI
Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.
ÇABUKLAŞMA
Çabuklaşmak işi, aceleleşme.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
EĞER
Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet.
FAY
Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III).
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
ÇABUKLAŞMAK
Çabukluk kazanmak, hızlanmak, aceleleşmek.
EFENDİBABA
Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.