Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lay" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lay ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lay olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIDOLAY
ENGİNTALAY, AŞAĞIDOLAY
HILAPULAY, ÖRNEKOLAY
MANGILAY, MANGALAY, GÖKDOLAY, GÖKTALAY, KANDALAY, YANDOLAY
GÖNÜLAY, KIZİLAY, KUBİLAY, GÜZELAY, CELİLAY, YÜCELAY, NİGALAY, BETÜLAY, ÖZGÜLAY, SEÇİLAY, AKTALAY, SEVİLAY, SÜZÜLAY, MİRALAY, TÜKELAY
MANLAY, LAYLAY, KUTLAY, IŞILAY, AÇILAY, ATALAY, BILLAY
NİLAY, DOLAY, HALAY, YILAY, KALAY, TÜLAY, KOLAY, TOLAY, TALAY, SELAY, SALAY, AVLAY, HELAY, KULAY, HİLAY, İNLAY, GÜLAY, GOLAY, DİLAY, BİLAY, DELAY, DALAY, MALAY, CİLAY, CALAY, BULAY
OLAY, ULAY, İLAY, ALAY
LAY
LAY
Ey, ulan anlamında kabaca seslenme ünlemi. Ortaçağın Batı koşuk türlerinden ikisine verilen ad: içsel lay (lai lyrique) ve öyküleme layı (lai narratif). Orta çağın Batı nazım türlerinden ikisine verilen ad: LİRİK LAY (Lai lyrique) ve HİKÂYELEME LAYI (Lai narratif).
GÖKTALAY
Mavi deniz.
MANGALAY
Alın. Binici, süvari.
GÖNÜLAY
Gönlü ay gibi parlak, temiz olan.
KIZİLAY
Kızılay.
KANDALAY
Tahtakurusu.
AŞAĞIDOLAY
Diyarbakır şehri, Bismil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
MANGILAY
Alın.
ENGİNTALAY
Büyük deniz, okyanus.
GÜZELAY
Güzel kimse.
GÖKDOLAY
Dağın en yüksek yeri, tepe.
ÖRNEKOLAY
Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay.
YANDOLAY
Keçiyolu. Yamacı enlemesine kesen yol.
HILAPULAY
Karmakarışık.
YUKARIDOLAY
Diyarbakır şehri, Bismil ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KUBİLAY
Ünlü bir hükümdar.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇIKLAYICILIK
Açıklayıcı olma durumu.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.