Kelimeler arşivi içinde; başında "lay" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. lay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LAYŞMANYOZİS
LAYTMOTİF, LAYENKATİ, LAYŞMANYA, LAYIKIYLA
LAYINCAK
LAYUHTİ, LAYEMUT, LAYILGA
LAYDAR, LAYLON, LAYLEY, LAYLAY, LAYİHA, LAYDIR
LAYLA, LAYIŞ, LAYIK, LAYFE
LAYN
LAY
LAY
Ey, ulan anlamında kabaca seslenme ünlemi. Ortaçağın Batı koşuk türlerinden ikisine verilen ad: içsel lay (lai lyrique) ve öyküleme layı (lai narratif). Orta çağın Batı nazım türlerinden ikisine verilen ad: LİRİK LAY (Lai lyrique) ve HİKÂYELEME LAYI (Lai narratif).
LAYDIR
Ot ve ekin saplarının düşmemesi için arabanın yanlarına konulan parmaklık biçiminde özel kapak. Ağaçtan yapılmış büyük merdiven. Samanın dışarı dökülmemesi için arabaların yan taraflarına konan bir metre yükseklikteki merdiven biçiminde kanatlar. (Bölükbaşı Seim Kars).
LAYIKIYLA
Gerektiği gibi, gereğince.
LAYEMUT
Ölümsüz, ölmez.
LAYŞMANYOZİS
Leishmania cinsindeki protozoonların neden olduğu iç organ, deri, yaygın deri ve mukokutanöz olmak üzere dört biçimi bulunan özellikle insan ve köpeklerde görülen ve birçok memeliyi etkileyen protozoer hastalık. Leishmania major, L. tropica, L. braziliensis, L. mexicana ve L. aethopica insanlarda kendiliğinden iyileşen deri lezyonlarına neden olurken, L. mexicana, L. amazonensis veya L. braziliensis kronik yaygın deri layşmanyozisine veya ilerleyici yıkılmayıcı mukokutanöz layşmanyozise neden olur. En tehlikeli form ise L. donovani ve L. infantum'un neden olduğu dalak, karaciğer ve kemik iliğini etkileyen ve tedavi edilmediğinde ölüme neden olan kala azar olarak bilinen iç organ formudur. Köpeklerde ise hastalık etkeni L. infantum'dur.
LAYENKATİ
Kesintisiz, aralıksız.
LAYLAY
Ninni.
LAYLON
Naylon. Römork.
LAYİHA
Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı. Tasarı.
LAYŞMANYA
(Leishmania), Birgözeli hayvanlardan kamçılılar (Flagellata) sınıfının bir türü. Çeşitli kan emen böceklerle taşınarak memelilerin dokularında yaşayan küçük asılak hayvanlardır. L. donovani türü kala-azar hastalığına, L. tropica türü Halep çıbanına sebep olur. Bir hücrelilerin (Protozoa), kamçılılar (Flagellata) sınıfının çeşitli kan emen böceklerle taşınarak memelilerin dokularında asalak yaşayan küçük hayvanlar sınıfı. L.donovani türü kalaazar hastalığına, L.tropica türü Halep çıbanına sebep olur.
LAYLEY
Kavga kızıştırma ünlemi.
LAYDAR
Ot ve ekin saplarının düşmemesi için arabanın yanlarına konulan parmaklık biçiminde özel kapak.
LAYILGA
Takma ad.
LAYUHTİ
Hata işlemeyen, yanlış yapmayan.
LAYINCAK
Salıncak.
LAYTMOTİF
Bir eserde, ana duyguyu, düşünceyi veya kişiliği göstermek için kullanılan motif, ana motif. Sinema filminin kurgusunda ana kavramı belirlemek amacıyla önemli anlarda yeniden kullanılan görüntüler. Sinema, tiyatro vb. eserler için hazırlanan müziklerde tekrarlarlanan ve özel anlam belirten motif.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇIKLAYICILIK
Açıklayıcı olma durumu.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.