Kelimeler arşivi içinde; başında "laz" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. laz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu laz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde laz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LAZERTUS, LAZIMLIK
LAZANYA
LAZIME, LAZLIK, LAZOTU
LAZCA, LAZER, LAZIM, LAZIT, LAZOT, LAZUD, LAZUT, LAZZİ
LAZA
LAZ
LAZ
Güney Kafkasyalı bir halk veya bu halktan olan kimse.
LAZLIK
Laz olma durumu. Laz gibi davranma.
LAZIMLIK
Ördek.
LAZUD
Mısır.
LAZIT
Mısır.
LAZZİ
Commedia dell'arte oyuncularının güldürücü hareketleri için kullanılan uluslararası terim. İtalyanca kökenli sözcük. Commedia dell'Arte oyuncularının güldürücü eylemleri.
LAZCA
Lazların kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.
LAZIME
Yapılması gerekli olan şey. Gerekçe.
LAZIM
Gerek, gerekli. Geçişsiz, müteaddi karşıtı.
LAZANYA
Bir tür İtalyan makarnası.
LAZUT
Mısır.
LAZER
Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı.
LAZOTU
Mısır.
LAZA
Bal koymaya yarayan küçük tekne.
LAZERTUS
Yassı kiriş yolu.
LAZOT
Mısır.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAZLANMA
Alazlanmak işi.
GEREKÇE
Gerektirici sebep, esbabımucibe. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler.
BADİK
Ördek. Palaz. Kısa boylu.
GEREK
İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
GEÇİŞSİZ
Nesne ile kullanılmayan (fiil), lazım: Gülmek, ağlamak, düşmek, gitmek, küsmek, barışmak gibi.
ALAZLAMA
Alazlamak işi. Vücutta kızıllık veya kızıl lekeler belirmesi durumu.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
AZİZİYE
Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
BASTIBACAK
Bacakları kısa veya çarpık (kimse). Yaramaz, haylaz (çocuk).
DİFTERİ
Kuşpalazı.
GRANİT
Kuvars, feldspat, ortoklaz ve mika minerallerinden birleşmiş türlü renkte, billursu, çok sert bir kayaç türü.
ALAZ
Alev, yalaz.
DİYORİT
Özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı.
GEREKMEK
Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak, gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek.
GÖÇÜM
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi, taksi.
GRANÜL
Bir maddenin en küçük tanesi. Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler.
DİYABAZ
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle.
ALAZLANMAK
Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.
ÇAPKIN
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda. Cinsellik hatırlatan. Haylaz. Okşayıcı bir seslenme sözü.