Kelimeler arşivi içinde; başında "leb" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. leb ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu leb ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde leb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LEBİSTESGİLLER
LEBLEBİCİLİK
LEBLEBİTAŞ
LEBLEBİCİ, LEBDEĞMEZ, LEBİDERYA
LEBİSTES, LEBESGUE
LEBALEP, LEBLEKİ, LEBLEBİ, LEBEDİR, LEBBEYK
LEBİBE, LEBENİ, LEBLEK, LEBLEP, LEBRİZ
LEBET, LEBİK, LEBİP, LEBEN, LEBBE, LEBAN, LEBUT
LEBE
LEB
LEB
"Daha söze başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak" anlamındaki leb demeden leblebiyi anlamak deyiminde geçen bir söz.
LEBLEBİTAŞ
Diyarbakır ili, Ovabağ bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
LEBLEKİ
Küçük toprak tabak. Küçük emaye tabak. Çinko ve bakır tabak. Cam tabak. Kenarlı, yüzlek tabak.
LEBESGUE
1875-1941. Henri Lebesgue, Fransız matematikçisi. Esas çalışma alanları fonksiyonlar teorisi, seriler teorisi, ölçümler teorisidir.
LEBEDİR
Kayıp.
LEBDEĞMEZ
Saz şiirinde b, f, m, p, v dudaksıl sesleri kullanılmadan söylenen koşma türü, dudakdeğmez.
LEBİSTESGİLLER
Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, tek omuzlular (Haplomi) alt takımından, birçok süs balığını içine alan, doğurarak çoğalan türlere sahip bir familya. (Poeciliidae), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının tek-omuzlular (Haplomi) alt-takımına giren bir familyası Dişli-sazangillerin (Cyprinodontidae) çok yakın akrabaları olup bir çok tropik Amerikan süs balıklarını içine alır. Lebistes (Lebistes reticulatus), kılıçkuyruk (Xiphophorus helleri), kara molinezya (Mollienesia latipinna) iyi bilinen türleridir.
LEBBEYK
"Buyurun efendim, emredin" anlamlarında bir seslenme sözü.
LEBİDERYA
Deniz kenarı.
LEBİSTES
Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, lebistesgiller (Poecilidae) familyasından, 3-4 cm kadar uzunlukta, doğurarak çoğalan bir süs balığı. (Lebistes reticulatus), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının lebistesgiller (Poeciliidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 3-4 cm. Tropik süs balığıdır. Doğurur.
LEBLEBİCİ
Leblebi yapan veya satan kimse.
LEBİBE
Söyleyiş: lebi:be) Akıllı, uyanık, zeki.
LEBALEP
Silme. Tıklım tıklım.
LEBLEBİ
Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut.
LEBLEBİCİLİK
Leblebicinin yaptığı iş.
LEBENİ
Yayla çorbası.
Bu bölümde tanımı içerisinde LEB geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAĞLA
Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli.
BÖCEK
Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.
BULGURCUK
Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
CIRTLAK
Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses). Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze) Aşırı renkli, çok açık renkli, göz alıcı veya rahatsız edici renkte.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ÇEKYAT
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
ÇELEBİCE
Çelebiye yakışır, çelebi gibi. (çelebi'ce) Çelebiye yakışır bir biçimde.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.