Sonu KIS ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıs" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıs ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıs olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

MÜTENAKIS

7 harfli kelimeler

BORAKIS

6 harfli kelimeler

BALKIS, BELKIS, KISKIS, TIRKIS

5 harfli kelimeler

NAKIS, DIKIS, MIKIS, NIKIS, TIKIS

4 harfli kelimeler

AKIS

3 harfli kelimeler

KIS

Bazı kelimelerin anlamları

KIS

Çürük kaya, sert toprak. Cimri, pinti. Kız.

TIKIS

1.Sıkılık, darlık (ayakkabı ve benzerleri şeyler için) 2.Parasızlık. Ekime elverişli olmayan, sert, katı (toprak için).

BELKIS

Süleyman Peygamber zamanındaki Saba melikesinin adı. Antalya şehri, Serik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Balıkesir ilinde, Erdek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Gaziantep ili, Nizip ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

MÜTENAKIS

Azalan, eksilen.

BORAKIS

Boraks madeni.

KISKIS

Cimri, pinti. Cimri. Cimri; kırk paraya kırk takla atan kimse.

NIKIS

Cimri.

TIRKIS

Kapı sürgüsü, dayağı, mandalı. Kilit.

NAKIS

Eksik, tam olmayan, bitmemiş, noksan. Özrü, kusuru olan. Eksi. Eksik, tam olmayan, bitmemiş, noksan biçimde.

BALKIS

Şimşek.

DIKIS

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar. Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs. Havasız basık yer. İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş. Sarı, yapışkan bir toprak. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.

MIKIS

Cimri, açgözlü.

AKIS

Köpek. Otomobil aksı.

  -   -   -  

Anlamında KIS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAGARSON

Kısa kesilmiş saç. Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

AKRONİM

Kısma ad.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AKSAM

Kısımlar.

AKBAŞ

Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AKTÖR

Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ALKARNA

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

AKAMET

Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

AKSAK

Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

AB

Su. Avrupa Birliği'nin kısaltılmış hali.