Sonu KÜL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kül" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kül ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kül olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

İNTEROPERKÜL, MAKROMOLEKÜL, MİKROVEZİKÜL

11 harfli kelimeler

ENDOKÜTİKÜL

10 harfli kelimeler

DİVERTİKÜL, PROKUTİKÜL

9 harfli kelimeler

VENTRİKÜL, KARBUNKÜL

8 harfli kelimeler

PEDÜNKÜL, LENTİKÜL, KARUNKÜL, SPİRAKÜL, TENTAKÜL, FURONKÜL, TÜBERKÜL, VERMİKÜL, ARBUSKÜL, MİNÜSKÜL, TEVEKKÜL, TEŞEKKÜL, MAJÜSKÜL, PARTİKÜL

7 harfli kelimeler

RETİKÜL, MOLEKÜL, OPERKÜL, PEDİKÜL, KÜTİKÜL, RADİKÜL, PELİKÜL, İÇYÜKÜL, FASİKÜL, FRONKÜL, FOLİKÜL, VEZİKÜL

6 harfli kelimeler

BASKÜL, KEŞKÜL, PEŞKÜL, TEVKÜL, KENKÜL, KEHKÜL, KEÇKÜL, MÜŞKÜL, KÜNKÜL, PÜSKÜL, HERKÜL

5 harfli kelimeler

SEKÜL, CÜKÜL, ÇEKÜL, ÜSKÜL, FAKÜL, TÖKÜL, FEKÜL, SÖKÜL, KAKÜL, KEKÜL, NÜKÜL

3 harfli kelimeler

KÜL

Bazı kelimelerin anlamları

KÜL

Yanan şeylerden artakalan toz madde. Bütün, tüm. Organik maddelerin tamamen yanması sonucu artakalan inorganik kısım.

ENDOKÜTİKÜL

Eklem bacaklılarda kütikülün en iç tabakası, endokütiküla. Eklem bacaklıların kütikülasının en iç tabakası.

MİKROVEZİKÜL

Mikroskobik olarak saptanabilen, seröz sıvı içeren kese.

TENTAKÜL

Dokunaç.

KARUNKÜL

Karunkula.

İNTEROPERKÜL

Kemikli balıklarda solungaç kapağını oluşturan dört kemikten biri.

PEDÜNKÜL

Sap veya sapa benzer kısım, organ veya oluşuma destek temin eden veya onun belli bir yere tutunmasını sağlayan sap biçimindeki parça.

KARBUNKÜL

Deri ve deri altı dokularının nekrozuyla birlikte kıl foliküllerinin ve yağ bezlerinin irinli yangısı. Akut yerel lenf damarı ve lenf yumrusu yangısıyla birlikte görülür ve genellikle Staphylococcus aureus'tan kaynaklanır.

FURONKÜL

Çıban.

DİVERTİKÜL

Ucu kapalı kanal. Bir kanal ya da boşluktan ayrılan ucu kapalı kör kese. Kör kese.

VENTRİKÜL

Karıncık.

LENTİKÜL

Mercek, gözde çıkan kızıl leke, çil, mercimekcik.

PROKUTİKÜL

Eklem bacaklılarda, kütikülaya sertlik ve dayanıklılık veren, epikütiküla altında bulunan ve epikütiküladan daha kalın tabaka.

MAKROMOLEKÜL

İçinde genellikle pek çok kere tekrarlanan atom gruplarından meydana gelmiş bir veya birçok yapısal motif bulunan molekül. Proteinler, polisakkaritler, nükleik asitier gibi molekül ağırlığı birkaç bin Dalton'dan büyük organik moleküller. Karmaşık moleküllerin tekrarlanmasıyla oluşan büyük molekül. Proteinler, polisakkaritler ve diğer doğal ve sentetik polimerlerde olduğu gibi birkaç binden milyonlara uzanan molekül ağırlığına sahip çok büyük polimerik zincir yapısına sahip bir molekül. Çok sayıda monomer birimlerin veya yapı taşlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen protein, nükleik asit, polisakkarit gibi biyopolimerler.

TÜBERKÜL

Tümsekçik biçimindeki küçük ve yuvarlak çıkıntı veya kabartılar. Mycobacterium tuberculosis etkenlerinin neden olduğu enfeksiyonda vücudun çevrelediği, sınırlandırdığı, küçük yuvarlak yumru veya şişkinlik. Şişkinlik, yumrucuk, kabartı.

SPİRAKÜL

Spirakulum.

  -   -   -  

Anlamında KÜL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALACABALIKÇIL

Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides).

AMERİKANİST

Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci.

AMYANT

Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

APAYDIN

Çok aydınlık. Çok kültürlü, bilgili.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AMBER

Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde. Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı.

ARABİSTİK

Arap dili ve kültürü araştırmaları.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

AKAMBER

Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.

ALAFRANGA

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).

ARAKİYE

Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah. Bir tür küçük zurna.

ALTAYİSTİK

Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.

ANTROPOLOJİ

İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.

ALPAKS

Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.

ALAZA

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

ANLAŞMA

Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.