Sonu KÜM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "küm" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu küm ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında küm olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde küm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SELAMINELEYKÜM, SELAMÜNALEYKÜM

11 harfli kelimeler

BEŞLİKDÖKÜM

10 harfli kelimeler

ONLUKDÖKÜM

8 harfli kelimeler

İKİBÜKÜM, TAHAKKÜM, HATLÖKÜM

7 harfli kelimeler

TERAKÜM, ORTAKÜM

6 harfli kelimeler

KÜNKÜM, MAHKÜM, BÜRKÜM

5 harfli kelimeler

ÖRKÜM, SÖKÜM, MEKÜM, ÜLKÜM, HÖKÜM, KÜKÜM, BÜKÜM, GÜKÜM, YÜKÜM, HÜKÜM, DÖKÜM, ÇÖKÜM

3 harfli kelimeler

KÜM

Bazı kelimelerin anlamları

KÜM

Ağıl, davar ahırı. Bir dalda meyve kümesi, salkım. Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan çukur. Kadınların başlarına sardıkları beyaz peştemal.

ONLUKDÖKÜM

At koşumlarındaki pirinç süsler (Aksaray Niğde).

SÖKÜM

Sökme işi. Pastırma yapımında, etlerin karkastan ayrılması işlemi. Kuvvetle yürüyüp gelme, sökün, çıkış tarzı.

BEŞLİKDÖKÜM

At koşumunu süslemekte kullanılan pirinç parçalar. (Aksaray Niğde).

TAHAKKÜM

Baskı, zorbalık, hükmetme.

ÖRKÜM

Köşe, dönemeç.

HATLÖKÜM

Kesin olarak.

ORTAKÜM

Perşembe.

KÜNKÜM

Elden ayaktan düşmüş, çok ihtiyar.

MAHKÜM

Mahkûm.

TERAKÜM

Birikme, yığılma.

SELAMÜNALEYKÜM

"Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.

İKİBÜKÜM

Kambur.

BÜRKÜM

Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Küldeki sıcaklık: Mangalın bürkümünde kahve pişmez.

MEKÜM

Mahkûm.

SELAMINELEYKÜM

Arapça kökenli selâmün-aleyküm: selamünaleyküm.

  -   -   -  

Anlamında KÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAĞIŞIK

Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.

BELGELEME

Belgelemek işi, tevsik. Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon.

BELGE

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

BORÇ

Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

BOĞAZ

Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

ATOMCULUK

Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

BELGESEL

Belge niteliği taşıyan, dokümanter. Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

AGLÜTİNASYON

Kümeleşim.

BEYANNAME

Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.

AKIMTOPLAR

Akümülatör.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

AKÜ

Akümülatör.

BABAÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.