İçinde KÜM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "küm" olan, toplam 166 tane kelime bulunuyor. İçerisinde küm bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu küm ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında küm olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BİYOAKÜMÜLASYON

14 harfli kelimeler

SELAMÜNALEYKÜM, YÜKÜMLENDİRMEK, SELAMINELEYKÜM

13 harfli kelimeler

DOKÜMANTASYON, YÜKÜMLENDİRME, KÜMBETAKPINAR, KÜMBETYENİKÖY, SÜLEYMANKÜMET

12 harfli kelimeler

ALEYKÜMSELAM, KÜMBETLENMEK, KÜMEYAYILIMI, YAPRAKDÖKÜMÜ

11 harfli kelimeler

HÜKÜMDARLIK, HÜKÜMRANLIK, HÜKÜMSÜZLÜK, YÜKÜMLENMEK, BEŞLİKDÖKÜM, DÖKÜMCÜBAŞI, GÜMÜŞKÜMBET, KÜMBETLENME, KÜMECİLOYUN, KÜMSÜKLEMEK, KÜMÜRDENMEK

10 harfli kelimeler

AKÜMÜLATÖR, DOKÜMANTER, DÖKÜMCÜLÜK, DÖKÜMLEMEK, HÜKÜMFERMA, HÜKÜMLÜLÜK, KÜMELEŞMEK, YÜKÜMLENME, YÜKÜMLÜLÜK, BÜKÜMLEMEK, KÜLDÜRKÜME, KÜMELENMEK, KÜMETARTIM, KÜMÜLASYON, ONLUKDÖKÜM, YÜKÜMSEMEK

9 harfli kelimeler

DÖKÜMHANE, DÖKÜMLEME, KÜMELEMEK, KÜMELENİŞ, KÜMELENME, KÜMELEŞİM, KÜMELEŞME, KÜMÜLATİF, AŞAĞIKÜME, GÜÇKÜMESİ, KÜMEBULUT, KÜMEKAVAK, KÜMELTİLİ, KÜMEÖLÇÜM, KÜMRENMEK, KÜMÜRTLEK, ÖLÜSKÜMEK, ÖZALTKÜME

8 harfli kelimeler

BÜKÜMSÜZ, HÜKÜMDAR, HÜKÜMRAN, HÜKÜMSÜZ, KÜMELEME, TAHAKKÜM, DÖKÜMEVİ, BULKÜMEK, BÜLKÜMEK, ÇİFTKÜME, HATLÖKÜM, HÖKÜMDAR, HÖKÜMDÖR, İKİBÜKÜM, KÜMBELİS, KÜMBELTİ, KÜMBETLİ, KÜMBETSİ, KÜMEKENT, KÜMEÖREN, KÜMESLER, KÜMPERLİ, KÜMSÜMEK, KÜMÜLMEK, KÜMÜRDAK, KÜMÜRDEK, KÜNKÜMEK, SÜKÜMSÜZ, TÜKÜMCEK, YÜKÜMLER

7 harfli kelimeler

BÜKÜMLÜ, DOKÜMAN, DÖKÜMCÜ, DÖKÜMLÜ, HÜKÜMLÜ, KÜMÜLTÜ, KÜMÜLÜS, TERAKÜM, YÜKÜMLÜ, ALTKÜME, ASTKÜME, BÜKÜMEÇ, ÇÖKÜMEK, HÖKÜMAT, HÖKÜMET, HÜKÜMET, KÜMELEZ, KÜMELTİ, KÜMETAŞ, KÜMGECİ, KÜMKÜME, KÜMPMEK, KÜMÜRÜÇ, KÜMÜRÜK, LÖKÜMEK, ORTAKÜM, SEKÜMEN, SÖKÜMET, ÜLKÜMEN, ÜSTKÜME

6 harfli kelimeler

KÜMBET, KÜMELİ, BÜRKÜM, EŞKÜME, İÇKÜME, KÜMBÜL, KÜMBÜZ, KÜMDÜK, KÜMELE, KÜMPÜR, KÜMRÜK, KÜMRÜŞ, KÜMSÜK, KÜMTÜK, KÜMÜLÜ, KÜNKÜM, MAHKÜM, ÖNKÜME, ÜKÜMAT

5 harfli kelimeler

BÜKÜM, ÇÖKÜM, DÖKÜM, HÜKÜM, KÜMES, YÜKÜM, GÜKÜM, HÖKÜM, KÜKÜM, KÜMBE, KÜMBÜ, KÜMEÇ, KÜMEK, KÜMEL, KÜMET, KÜMGE, KÜMKÜ, KÜMRE, KÜMRÜ, KÜMÜK, KÜMÜL, KÜMÜR, MEKÜM, ÖRKÜM, SÖKÜM, ÜLKÜM

4 harfli kelimeler

KÜME, KÜMÜ

3 harfli kelimeler

KÜM

Bazı kelimelerin anlamları

KÜM

Ağıl, davar ahırı. Bir dalda meyve kümesi, salkım. Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan çukur. Kadınların başlarına sardıkları beyaz peştemal.

KÜMEYAYILIMI

Kümeölçümde küme üyelerinin yaptığı toplam seçmelerin küme birey sayısına oranı olarak dile getirilen ve üyeler arası duygusal etkileşim düzeyini yansıtan ölçüm.

SELAMINELEYKÜM

Arapça kökenli selâmün-aleyküm: selamünaleyküm.

BİYOAKÜMÜLASYON

Bir kimyasal maddenin her hangi bir besin zincirine girerek su canlılarında birikmesi. Organizmalarda bazı kimyasal maddelerin birikmesi.

KÜMBETAKPINAR

Eskişehir ilinde, İnönü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KÜMBETYENİKÖY

Eskişehir şehrinde, İnönü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YÜKÜMLENDİRME

Yükümlendirmek işi.

DOKÜMANTASYON

Belgeleme.

HÜKÜMRANLIK

Egemenlik.

KÜMBETLENMEK

Kümbet biçimini almak.

SELAMÜNALEYKÜM

"Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.

ALEYKÜMSELAM

"Esenlik, selamet sizin de üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir söz.

YAPRAKDÖKÜMÜ

Güz.

HÜKÜMDARLIK

Hükümdar olma durumu. Hükümdarla yönetilen ülke.

YÜKÜMLENDİRMEK

Yükümlülük altına almak.

SÜLEYMANKÜMET

Ağrı şehri, Hamur ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında KÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAĞIŞIK

Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.

BELGELEME

Belgelemek işi, tevsik. Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon.

BABAÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

ATOMCULUK

Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.

AKIMTOPLAR

Akümülatör.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

BELGESEL

Belge niteliği taşıyan, dokümanter. Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı.

BELGE

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

BOĞAZ

Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

BEYANNAME

Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

AGLÜTİNASYON

Kümeleşim.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

BORÇ

Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe.

AKÜ

Akümülatör.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.