KÜP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "küp" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. küp ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu küp ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde küp olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KÜPÜLETMEK

9 harfli kelimeler

KÜPERİMLİ, KÜPÜLEMEK, KÜPELMASI, KÜPLÜAĞZI, KÜPLETMEK, KÜPELİKIZ

8 harfli kelimeler

KÜPERCİK, KÜPLENTÜ, KÜPKIRAN, KÜPLEMEK, KÜPLENGİ, KÜPLENGÜ, KÜPSÜMEK, KÜPŞÜMEK, KÜPÜRMEK, KÜPÜŞMEK, KÜPÇIKTI, KÜPDÜŞEN

7 harfli kelimeler

KÜPELİK, KÜPPELİ, KÜPLÜCE, KÜPECÜK, KÜPLEVÜ, KÜPECİK, KÜPLESİ, KÜPTEĞİ, KÜPELER, KÜPLEME, KÜPDERE, KÜPLEĞÜ, KÜPLEĞİ, KÜPÜLTÜ, KÜPEMEK, KÜPEŞTE, KÜPÜRTÜ, KÜPENEZ

6 harfli kelimeler

KÜPCÜK, KÜPSÜZ, KÜPREN, KÜPÜRÜ, KÜPMEK, KÜPLÜK, KÜPLER, KÜPKÖK, KÜPLEK, KÜPELİ

5 harfli kelimeler

KÜPPE, KÜPER, KÜPÜŞ, KÜPEN, KÜPES, KÜPEZ, KÜPÜR, KÜPÜL, KÜPÜÇ, KÜPTÜ, KÜPEÇ, KÜPSÜ, KÜPRÜ, KÜPLÜ

4 harfli kelimeler

KÜPÜ, KÜPE

3 harfli kelimeler

KÜP

Bazı kelimelerin anlamları

KÜP

Su, pekmez, yağ ve benzerleri sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap. Sarhoş. Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen, mikâp. Bu biçimindeki nesne. Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi. Bir sayının üçüncü kuvveti: (43)=4x4x4=64.. Saz çalgısının gövde kısmı. Darbuka. Arabaların ön ve arkasında olan iki kalın tahta. Küreğin, baltanın sap takılan yeri. Çalılık. Kesilmiş ağaç. Kısa boylu ağaç. Testi. Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta, yüzleri birbirine eşleşik dördüller olan altıyüzlü. nin, eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi. Üçboyutlu uzayda, tüm yüzleri kareler olan dik prizma. Adana kenti, Aladağ ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KÜPŞÜMEK

Ekşimek, tadı bozulmak.

KÜPLENGÜ

Küreğin, baltanın sap takılan yeri.

KÜPLENTÜ

Küreğin, baltanın sap takılan yeri.

KÜPELMASI

Küp içinde saklanarak ekşitilen elma.

KÜPLEMEK

Şiş karınlı çocukların karınlarını ocak olan kimseler ovarak iyileştirmek: Bu çocuğun karnı küpleme olmuş, Ayşe ebeye küplet. Atlamak.

KÜPLETMEK

Küpleme hastalığına tutulmuş çocukları ocak olan kimselere baktırmak.

KÜPÜLEMEK

Bir şeyi ağzına kadar doldurmak, tıkabasa, silme doldurmak.

KÜPKIRAN

Gelincik çiçeği.

KÜPLENGİ

Küreğin, baltanın sap takılan yeri.

KÜPERCİK

Kulplu, küçük küp.

KÜPÜLETMEK

Atıp vurmak: Şu köpeğe bir taş küpület.

KÜPLÜAĞZI

Samsun kenti, Yakakent ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

KÜPERİMLİ

Güçlü, kuvvetli, becerikli kişi.

KÜPELİKIZ

Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KÜPSÜMEK

Ekşimek, tadı bozulmak: Ayranı küpsümüş diye içmediler.

  -   -   -  

Anlamında KÜP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARMADURA

Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.

DEKASTER

10 metreküplük hacim ölçüsü birimi.

KANIRTMAK

Büküp zorlayarak yerinden oynatmak.

AYYAŞ

İçkiye düşkün, içkici, içici, keş, küplü, bekri.

EĞİRMEK

Yün, pamuk vb.ni iğ ile büküp iplik durumuna getirmek.

HUYLANMAK

Kuşkulanmak, işkillenmek, pirelenmek, tedirgin olmak. Hayvan, ürküp sinirlenmek.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

IHMAK

Deve çöküp oturmak.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

AMBAR

Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

BİLEŞMEK

İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek.

FİRUZE

Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.

DUVAK

Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü. Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı. Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar.

KALIP

Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.

HATMİ

Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık otsu bir süs bitkisi, ağaçküpesi (Althaea officinalis).

ÇÖKÜŞMEK

Bir şeyin başına çöküp toplanmak.

HIZMA

Ayı, boğa vb. hayvanların dudaklarına veya burnuna geçirilen demir halka. Küpe. Burun kanadına takılan süslü, altın veya gümüş halka.

ALÇALMA

Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.

ÇEVİRMEK

Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

BİLEŞME

Bileşmek işi, terekküp.