Kelimeler arşivi içinde; başında "küm" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. küm ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu küm ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde küm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÜMBETAKPINAR, KÜMBETYENİKÖY
KÜMEYAYILIMI, KÜMBETLENMEK
KÜMBETLENME, KÜMÜRDENMEK, KÜMECİLOYUN, KÜMSÜKLEMEK
KÜMÜLASYON, KÜMETARTIM, KÜMELEŞMEK, KÜMELENMEK
KÜMRENMEK, KÜMEÖLÇÜM, KÜMELTİLİ, KÜMELEŞME, KÜMELEŞİM, KÜMELENME, KÜMELENİŞ, KÜMELEMEK, KÜMEKAVAK, KÜMÜLATİF, KÜMEBULUT, KÜMÜRTLEK
KÜMEKENT, KÜMBELİS, KÜMESLER, KÜMEÖREN, KÜMÜLMEK, KÜMPERLİ, KÜMBELTİ, KÜMSÜMEK, KÜMBETSİ, KÜMBETLİ, KÜMÜRDEK, KÜMELEME, KÜMÜRDAK
KÜMKÜME, KÜMÜLTÜ, KÜMGECİ, KÜMPMEK, KÜMÜRÜK, KÜMÜLÜS, KÜMELTİ, KÜMÜRÜÇ, KÜMELEZ, KÜMETAŞ
KÜMBÜZ, KÜMTÜK, KÜMBET, KÜMSÜK, KÜMRÜŞ, KÜMRÜK, KÜMBÜL, KÜMDÜK, KÜMPÜR, KÜMELE, KÜMELİ, KÜMÜLÜ
KÜMÜR, KÜMES, KÜMÜL, KÜMÜK, KÜMRÜ, KÜMRE, KÜMKÜ, KÜMGE, KÜMET, KÜMEL, KÜMEK, KÜMEÇ, KÜMBÜ, KÜMBE
KÜMÜ, KÜME
KÜM
KÜM
Ağıl, davar ahırı. Bir dalda meyve kümesi, salkım. Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan çukur. Kadınların başlarına sardıkları beyaz peştemal.
KÜMBETLENMEK
Kümbet biçimini almak.
KÜMEÖLÇÜM
Her kümenin, biçimsel görünüşle alt gerçeklik gibi iki ana kesimden oluştuğu ve bu devingen oluşumun ancak devingen bir yaklaşımla gözlenebileceği anlayışıyla uygun yordam ve ölçerler geliştiren küme toplumbilimi.
KÜMEYAYILIMI
Kümeölçümde küme üyelerinin yaptığı toplam seçmelerin küme birey sayısına oranı olarak dile getirilen ve üyeler arası duygusal etkileşim düzeyini yansıtan ölçüm.
KÜMÜRDENMEK
Yabanıl hayvan bağırmak, homurdanmak: Aslan kümürdendi.
KÜMRENMEK
Beyit söylemek.
KÜMECİLOYUN
Kümesel gidiş ya da sorunları gerçek yaşam ve eylem koşulları içinde gözlemek ya da çözümlemek üzere oyun yordamına başvuran ve ilgili küme üyelerine günlük olay ve ilişkileri oynamak üzere üstlenceler yükleyen gözlem ve çözümleme yordamı. bk. bireycil oyun.
KÜMÜLASYON
Kümelenme.
KÜMETARTIM
Kümeölçüm ölçeriyle elde edilen ölçümlere dayanarak bireylerin çember ya da üçgen gibi simgelerle, çekim ve itimlerinse değişik çizgi ve oklarla gösterilmesiyle oluşan ve küme yapısını görsel olarak kavramaya yarayan çizim.
KÜMELEŞMEK
Küme durumunda toplanmak.
KÜMSÜKLEMEK
Avcunu yumup, orta parmağını çıkartıp yumruk yaparak vurmak, muştalamak.
KÜMBETYENİKÖY
Eskişehir şehrinde, İnönü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KÜMBETLENME
Kümbetlenmek işi.
KÜMELENMEK
Bir yere toplanmak, yığılmak.
KÜMELTİLİ
Toplu, çok, yığılı: Mal kümeltili olunca para kazanılır.
KÜMBETAKPINAR
Eskişehir ilinde, İnönü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
AGLÜTİNASYON
Kümeleşim.
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.
AKÜ
Akümülatör.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
BELGE
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.
AKIMTOPLAR
Akümülatör.
BOĞAZ
Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
BORÇ
Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe.
BELGELEME
Belgelemek işi, tevsik. Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma, dokümantasyon.
BAĞIŞIK
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
BELGESEL
Belge niteliği taşıyan, dokümanter. Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı.
ATOMCULUK
Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.
BABAÇ
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.
BEYANNAME
Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.