Kelimeler arşivi içinde; başında "kül" olan, toplam 168 adet kelime bulunmaktadır. kül ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kül ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÜLTÜRSÜZLEŞTİRME
KÜLTÜRSÜZLEŞMEK
KÜLTÜRSÜZLEŞME
KÜLFETSİZLİK, KÜLHANBEYLİK, KÜLLENDİRMEK, KÜLTÜRLENMEK, KÜLTÜRSÜZLÜK, KÜLÜNKÜLEMEK, KÜLYUTMAZLIK
KÜLBASTILIK, KÜLÇELEŞMEK, KÜLDÜRKÖNES, KÜLFETSİZCE, KÜLHANBEYCE, KÜLHANCILIK, KÜLLENDİRME, KÜLLEŞTİRME, KÜLLÜMAĞARA, KÜLTÜRFİZİK, KÜLTÜRLENME, KÜLTÜRLEŞME, KÜLTÜRLÜLÜK, KÜLÜSTÜRLÜK, KÜLÜŞEFTELİ
KÜLAFHÜYÜK, KÜLBELEMEK, KÜLÇECİLİK, KÜLÇELEŞME, KÜLDÜRKÖME, KÜLDÜRKÜME, KÜLDÜRTDEK, KÜLEHLEMEK, KÜLHANBEYİ, KÜLKAHYASI, KÜLLİYETLİ, KÜLTİVATÖR, KÜLÜKLEMEK
KÜLAHIMSI, KÜLÇİÇEĞİ, KÜLÇÖREĞİ, KÜLDÜRDEK, KÜLDÜRKÜP, KÜLEGİREN, KÜLEKÇİLİ, KÜLFETSİZ, KÜLGÜRMEK, KÜLKEDİSİ, KÜLLENMEK, KÜLLİYYAT, KÜLLÜKARA, KÜLTÜRSÜZ, KÜLÜMPELİ, KÜLYUTMAZ
KÜLAHSIZ, KÜLBASTI, KÜLBEŞİK, KÜLCÜLER, KÜLDÖKEN, KÜLDÜRDÜ, KÜLDÜREN, KÜLDÜRET, KÜLDÜRTÜ, KÜLDÜRÜM, KÜLENSAL, KÜLFETLİ, KÜLGÜMEK, KÜLHANCI, KÜLHANCİ, KÜLHÜYÜK, KÜLLEMEK, KÜLLENİŞ, KÜLLENME, KÜLLİYAT, KÜLLİYEN, KÜLLİYET, KÜLRENGİ, KÜLSÜMÜT, KÜLTÖKEN, KÜLTÜREL, KÜLTÜRLÜ, KÜLÜLMEK, KÜLÜSTÜR, KÜLVEREN
KÜLAFLI, KÜLAHÇI, KÜLAHLI, KÜLAHSI, KÜLATAN, KÜLÇÖRE, KÜLDORU, KÜLECİK, KÜLEFLİ, KÜLEKÇİ, KÜLEKLİ, KÜLELİK, KÜLEMEK, KÜLEMPE, KÜLETEK, KÜLEYSİ, KÜLHANİ, KÜLLEME, KÜLLEŞİ, KÜLLİYE, KÜLLÜCE, KÜLLÜYH, KÜLTARI, KÜLUFAK, KÜLÜBOY, KÜLÜLÜK, KÜLÜMBE, KÜLÜMEK, KÜLÜNÇE
KÜLBET, KÜLCÜK, KÜLÇEN, KÜLDÜR, KÜLEYH, KÜLFAN, KÜLFAŞ, KÜLFEN, KÜLFET, KÜLHAN, KÜLHAŞ, KÜLİÇE, KÜLKÖY, KÜLLAH, KÜLLÜH, KÜLLÜK, KÜLLÜM, KÜLMEK, KÜLTEK, KÜLTEM, KÜLTÜR, KÜLÜÇE, KÜLÜNG, KÜLÜNK
KÜLAH, KÜLBE, KÜLCÜ, KÜLÇE, KÜLÇİ, KÜLEF, KÜLEH, KÜLEK, KÜLEN, KÜLEŞ, KÜLFE, KÜLKE, KÜLLE, KÜLLİ, KÜLLÜ, KÜLOT, KÜLTE, KÜLUK, KÜLÜK, KÜLÜL, KÜLÜN, KÜLÜP, KÜLÜR, KÜLÜZ, KÜLVE
KÜLE, KÜLF, KÜLL, KÜLT, KÜLÜ
KÜL
KÜL
Yanan şeylerden artakalan toz madde. Bütün, tüm. Organik maddelerin tamamen yanması sonucu artakalan inorganik kısım.
KÜLTÜRSÜZLEŞME
Kültürsüzleşmek işi.
KÜLFETSİZLİK
Külfetsiz olma durumu.
KÜLHANBEYCE
Külhanbeyine benzer biçimde, külhanbeyi gibi.
KÜLYUTMAZLIK
Külyutmaz olma durumu.
KÜLHANBEYLİK
Külhanbeyi olma durumu, kabadayılık. Külhanbeyine yakışır davranış.
KÜLTÜRSÜZLEŞMEK
Kültürsüz duruma gelmek.
KÜLÜNKÜLEMEK
Miskinleşmek, uyuşuklaşmak.
KÜLFETSİZCE
Külfet altına girmeden, külfete katlanmadan.
KÜLTÜRLENMEK
Bir arada bulunan iki bireyin veya etnik grubun değer yargıları ile kültürel birikiminin özellikleri birbirinden etkilenerek değişikliğe uğramak.
KÜLTÜRSÜZLÜK
Kültürsüz olma durumu.
KÜLDÜRKÖNES
Hep birden, toplu olarak.
KÜLBASTILIK
Külbastı yapmaya elverişli olan (et).
KÜLÇELEŞMEK
Külçe durumuna gelmek. Çok yorulmak, yorgun düşmek.
KÜLLENDİRMEK
Küllenme işini yaptırmak.
KÜLTÜRSÜZLEŞTİRME
Kültürsüzleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
AMBER
Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde. Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı.
ALACABALIKÇIL
Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides).
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
ARAKİYE
Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah. Bir tür küçük zurna.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
ARABİSTİK
Arap dili ve kültürü araştırmaları.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AMERİKANİST
Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci.
APAYDIN
Çok aydınlık. Çok kültürlü, bilgili.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.