Sonu KEM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kem" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

ERDİBİKEM, DUDUBİKEM, LALÜEBKEM, MÜSTAHKEM

8 harfli kelimeler

BAŞHAKEM, GÜLBİKEM

7 harfli kelimeler

KEMEKEM, KÖREKEM, TEREKEM

6 harfli kelimeler

SÖKKEM, PERKEM, MÖRKEM, MÖKKEM, SÜKKEM, ŞİLKEM, ŞİRKEM, KEMKEM, ZÜKKEM, HAKKEM, GÖLKEM, HÖKKEM, GORKEM, DİLKEM, ÇİNKEM, ÇEYKEM, GÖRKEM, MUHKEM

5 harfli kelimeler

ÇEKEM, ZÖKEM, ÜLKEM, TEKEM, HAKEM, HİKEM, SÖKEM, SOKEM, PÖKEM, MÜKEM, KÖKEM

Bazı kelimelerin anlamları

KEM

Kötü, fena (göz, söz vb.). Noksan, eksik.

KÖREKEM

Bursa şehri, Söğütalan nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

BAŞHAKEM

Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı, başyargıcı.

LALÜEBKEM

Dili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş, dilsiz.

SÜKKEM

Nezle, grip. Öksürük. Soğuk algınlığı.

ŞİLKEM

Küspe.

GÜLBİKEM

"Gül gibi güzel kadınım" anlamında kullanılan bir isim".

TEREKEM

Ev gereçleri.

PERKEM

Çocukların korkuyla birden ağır hastalanmasına ya da ölmesine neden olan bir hastalık, sara: Perkem tuttu özünü.

ERDİBİKEM

"Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadınım" anlamında kullanılan bir isim".

MÖRKEM

Kalın.

MÜSTAHKEM

Berkitilmiş, sağlamlaştırılmış, tahkim edilmiş.

SÖKKEM

Nezle. Öksürük.

DUDUBİKEM

"Evlenmemiş ablam, kardeşim" anlamında kullanılan bir isim".

MÖKKEM

Sağlam, dayanıklı.

KEMEKEM

Eksiksiz, tamam.

  -   -   -  

Anlamında KEM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BACAKKALEMİ

Kaval kemiği.

ALABALIKGİLLER

Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AZAMETLİ

Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

ATATÜRKÇÜ

Atatürkçülük yanlısı, Kemalist.

ANITSAL

Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen, abidevi. Görkemli.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

ANTRİKOT

Sığırın iki kürek kemiği arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

AZAMET

Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

AMUDUFIKARİ

Bel kemiği.

ARŞE

Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay. Keman yayı.