Kelimeler arşivi içinde; başında "kem" olan, toplam 190 adet kelime bulunmaktadır. kem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KEMİKDİLLİGİLLER
KEMİKLEŞTİRMEK, KEMİLÜMİNESANS, KEMOHETEROTROF, KEMOPROFİLAKSİ, KEMRELENDİRMEK
KEMİKLEŞTİRME, KEMOPROFLAKSİ, KEMOSORPSİYON, KEMOTERAPOTİK
KEMALİAFİYET, KEMENÇECİLİK, KEMERDAMLARI, KEMİREBİLMEK, KEMORESEPTÖR, KEMOTROPİZMA
KEMÇİLDEMEK, KEMENTLEMEK, KEMİKLEŞMEK, KEMİKLİALAN, KEMİKLİDERE, KEMİKSİZLİK, KEMİREBİLME, KEMİRGENLER, KEMİRİCİLER, KEMİRİCİLİK, KEMOOTOTROF, KEMRELEŞMEK
KEMALETTİN, KEMANCILIK, KEMÇİLEMEK, KEMDİŞEMEK, KEMELDİREK, KEMENTLEME, KEMERBAHÇE, KEMERCİLİK, KEMERHİSAR, KEMERKASIM, KEMERKÖPRÜ, KEMERLEMEK, KEMEROCAĞI, KEMİKGERİŞ, KEMİKLEŞME, KEMİRİLMEK, KEMİRİŞMEK, KEMİSLEMEK, KEMODEKTOM, KEMOKİNLER, KEMOSENSÖR, KEMOSENTEZ, KEMOTAKSİS, KEMOTERAPİ, KEMOTROFİK, KEMRELEMEK
KEMALPAŞA, KEMÇİLMEK, KEMÇİRMEK, KEMENÇECİ, KEMERAĞZI, KEMERALTI, KEMERBAŞI, KEMERKAYA, KEMERLEME, KEMERTLEK, KEMERYAKA, KEMERYANI, KEMİRİLME, KEMİRTLİK, KEMKİRMEK, KEMLEYİCİ, KEMOKİNEZ, KEMOTAKSİ, KEMRELEME, KEMREŞMEK, KEMRİŞMEK
KEMADRİN, KEMALİST, KEMALİYE, KEMALİZM, KEMALKÖY, KEMALLER, KEMANDAR, KEMANKEŞ, KEMÇİMEK, KEMENDER, KEMENLER, KEMERÇAM, KEMERKÖY, KEMERLER, KEMERLİK, KEMERSİZ, KEMERTAŞ, KEMERYOL, KEMHALLI, KEMİKÇİK, KEMİKÇİL, KEMİKLER, KEMİKLİK, KEMİKMEK, KEMİKSİZ, KEMİRCİK, KEMİRDEK, KEMİRGEN, KEMİRİCİ, KEMİRMEK, Devamını Oku »»
KEMAKAN, KEMALEÇ, KEMALLI, KEMALLİ, KEMANCI, KEMANÇE, KEMBERE, KEMEKEM, KEMENÇE, KEMENLİ, KEMERCİ, KEMERLİ, KEMFERT, KEMİCEK, KEMİKLİ, KEMİKSİ, KEMİRGE, KEMİRİŞ, KEMİRME, KEMİYET, KEMOKİN, KEMPEŞE, KEMPMEK, KEMRELİ, KEMÜCEK
KEMANA, KEMANE, KEMANİ, KEMCİK, KEMCÜK, KEMÇEK, KEMÇİK, KEMÇUK, KEMÇÜK, KEMEÇE, KEMENK, KEMENT, KEMERE, KEMİRE, KEMKEM, KEMLİK, KEMREY, KEMRİK, KEMRÜK, KEMSEK, KEMSİK, KEMSÜK, KEMŞİP, KEMTER, KEMÜRE
KEMAH, KEMAL, KEMAN, KEMÇİ, KEMEN, KEMER, KEMEŞ, KEMET, KEMHA, KEMHE, KEMİÇ, KEMİK, KEMİS, KEMİŞ, KEMİZ, KEMKE, KEMKİ, KEMRE, KEMUK, KEMUN, KEMÜK, KEMÜS, KEMÜŞ
KEME, KEMİ, KEMK, KEMP, KEMT
KEM
KEM
Kötü, fena (göz, söz vb.). Noksan, eksik.
KEMİKLEŞTİRME
Kemikleştirmek işi.
KEMİKLEŞTİRMEK
Kemiğe dönüştürmek.
KEMİLÜMİNESANS
Kimyasal bir reaksiyon sırasında elektromagnetik ışın halinde enerjinin açığa çıkması.
KEMERDAMLARI
Manisa ili, Adala nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KEMOSORPSİYON
Bir metal veya yüzey enerjisi büyük bir maddenin yüzeyinde, temasta olduğu (sıvı veya gaz) başka bir maddenin moleküllerinin kimyasal bağlara benzer kuvvetle tutunması. Kimyasal bağ oluşumunda etkin olan kuvvetlere benzer kuvvetlerle tutunma.
KEMİREBİLMEK
Kemirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KEMOTERAPOTİK
Vücudu istila eden mikroorganizmaları ve parazitleri vücuda zarar vermeksizin öldüren ilaçlar.
KEMORESEPTÖR
Kimyasal maddelere karşı duyarlı olan almaçlar. Kimyasal enerji değişikliklerini alan almaçlar, kemosensör. Dildeki lezzet tomurcukları, burundaki koku almaçları, glomus carotikum ve arcus aorticus'ta bulunan glomus aorticum ve kandaki oksijen, karbondioksit ve pH değişikliklerini alan almaçlar.
KEMOHETEROTROF
Kemotrof.
KEMALİAFİYET
Ağız tadı.
KEMOPROFİLAKSİ
İlaç veya kimyasal madde kullanarak hastalığı önleme.
KEMENÇECİLİK
Kemençecinin yaptığı iş.
KEMRELENDİRMEK
Kabuk bağlatmak.
KEMİKDİLLİGİLLER
(Osteoglossidae), bantang (heterotis niloticus) iyi bilinen türleridir.
KEMOPROFLAKSİ
Sağlam kişileri maruz kaldıkları veya kalacakları enfeksiyon etkenlerine karşı korumak ve bu etkenlerin vücuda yerleşmesini engellemek amacıyla uygulanan tedavi şekli.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AZAMET
Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.
ARŞE
Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay. Keman yayı.
ANTRİKOT
Sığırın iki kürek kemiği arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
BACAKKALEMİ
Kaval kemiği.
ALABALIKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.
AMUDUFIKARİ
Bel kemiği.
ATATÜRKÇÜ
Atatürkçülük yanlısı, Kemalist.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AZAMETLİ
Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.
ANITSAL
Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen, abidevi. Görkemli.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.