Kelimeler arşivi içinde; başında "kel" olan, toplam 267 adet kelime bulunmaktadır. kel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KELAYNAKGİLLER, KELİMEİŞEHADET, KELİSMAİLUŞAĞI
KELEPÇELENMEK, KELEPÇELETMEK, KELMEYŞAHADET
KELEBEKDELGİ, KELEPCELEMEK, KELEPÇELEMEK, KELEPÇELENME, KELEPÇELETME, KELEPİRCİLİK, KELİMELEŞMEK, KELPİLDETMEK, KELPİRTETMEK
KELAMIKİBAR, KELEÇLENMEK, KELEMEKEŞİR, KELEMYENİCE, KELEPÇELEME, KELEPLENMEK, KELERGİLLER, KELEŞEVLERİ, KELEZLENMEK, KELEZLEŞMEK, KELİMELEŞME, KELLEDAYAĞI, KELLEMANGAY, KELPENGECİK, KELTENKESEK
KELEBEKLER, KELEPÇESİZ, KELEPÇİLİK, KELEPLEMEK, KELEŞİRMEK, KELEŞTİMUR, KELEVERSİZ, KELEZİDMEK, KELİBİŞLER, KELLECİLİK, KELOİDOZİS, KELPENTMEK, KELTEKELER
KELÇİÇEĞİ, KELEBÜZÜK, KELEFETİR, KELEMELİK, KELEMLEME, KELEPÇELİ, KELEPİRCİ, KELEPLEME, KELERMENİ, KELEZİMEK, KELİBİBİK, KELİMESİZ, KELİŞAFRA, KELKERKES, KELKİNMEK, KELLEKÜPE, KELLELİOT, KELLENMEK, KELLEŞMEK, KELMAHMUT, KELPENDİR
KELAHMET, KELALAKA, KELAYAĞI, KELAYNAK, KELBETİN, KELCEKÖY, KELÇİÇEK, KELEBCEK, KELEBCİN, KELECİLÜ, KELEKLİK, KELEKÜTE, KELEMİYE, KELEPCEK, KELEPSER, KELERMEK, KELEŞBAY, KELEŞHAN, KELEŞLİK, KELEVELİ, KELEYAĞI, KELEZLİK, KELFATMA, KELHALİL, KELHASAN, KELİKLER, KELİKMEK, KELİNCİK, KELKENEZ, KELKEPÇE, Devamını Oku »»
KELAKİR, KELAYAH, KELBERİ, KELÇİME, KELEBCE, KELEBEK, KELECOŞ, KELEÇÜŞ, KELEDOŞ, KELEFÇE, KELEFET, KELEHAŞ, KELEKÇİ, KELEKEN, KELEKER, KELEKİR, KELEKLİ, KELEMCE, KELEMİY, KELEMLE, KELEMNE, KELENGİ, KELENİR, KELEPCE, KELEPÇE, KELEPÇİ, KELEPEK, KELEPİR, KELEPUR, KELEPÜR, Devamını Oku »»
KELAME, KELAMİ, KELATA, KELBAŞ, KELBAY, KELCİK, KELÇİK, KELÇUK, KELÇÜK, KELEBE, KELECİ, KELEFE, KELEĞE, KELEME, KELEMİ, KELENE, KELENİ, KELENK, KELETE, KELEVE, KELEYH, KELGAZ, KELGÜR, KELİCİ, KELİME, KELKAŞ, KELKEL, KELKIZ, KELKİK, KELKİT, Devamını Oku »»
KELAM, KELAT, KELBE, KELBİ, KELCE, KELÇE, KELEB, KELEF, KELEH, KELEİ, KELEK, KELEM, KELEN, KELEP, KELER, KELES, KELEŞ, KELET, KELEZ, KELFE, KELİF, KELİK, KELİM, KELİN, KELİP, KELİT, KELİZ, KELKE, KELLE, KELLİ, Devamını Oku »»
KELA, KELB, KELE, KELİ, KELP, KELT, KELÜ
KEL
KEL
Saçı dökülmüş olan (kimse). İçinde az eşya bulunan. Çıplak (doğa), yaprakları dökülmüş (bitki). Gelişmemiş, cılız (bitki).
KELEPÇELENMEK
Kelepçeleme işi yapılmak.
KELEBEKDELGİ
Kesici ağzı dövülerek genişletilen, merkezleme uçlu ve önkesicili ağaç delme aracı.
KELEPÇELEMEK
Kelepçe takmak.
KELEPCELEMEK
İpliği iğden çözmek. Sıçrayarak, atlaya atlaya uzun adımlarla yürümek.
KELEPÇELENME
Kelepçelenmek işi.
KELAYNAKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımından, gagaları uzun ve orak biçiminde krvrık olan, boyun ve bacakları uzun, sulak yerlerde yaşayan ve oldukça iri türleri olan bir familya. Kelaynak (Geronticus eremita), balıkçıl (Platalea leucorodia), çeltikçi (Plegadis falcinellus) iyi bilinen türleridir. İbisgiller.
KELMEYŞAHADET
Arapça kökenli kelime-i şahâdet: kelimeişahadet.
KELİSMAİLUŞAĞI
Kırşehir ilinde, Akpınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KELEPİRCİLİK
Kelepircinin yaptığı iş.
KELEPÇELETME
Kelepçeletmek işi.
KELPİLDETMEK
(Gözü) çabuk çabuk açıp kapamak.
KELİMELEŞMEK
Kelime durumuna, söz varlığı hâline gelmek, söze dönüşmek.
KELEPÇELETMEK
Kelepçeleme işini yaptırmak.
KELPİRTETMEK
Göz kapaklarını oynatmak.
KELİMEİŞEHADET
İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.
AĞDALI
Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AKABE
Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AKTİNİT
Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.