Kelimeler arşivi içinde; başında "kaz" olan, toplam 235 adet kelime bulunmaktadır. kaz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kaz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kaz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAZANDIRABİLMEK
KAZANDIRABİLME, KAZAYAĞIGİLLER, KAZIMKARABEKİR
KAZANABİLMEK, KAZANAĞARDAN, KAZANÇSIZLIK, KAZANLIPINAR, KAZIKLIBUCAK, KAZIYABİLMEK
KAZANABİLME, KAZANÇLILIK, KAZANDIRICI, KAZANDIRMAK, KAZANHÜYÜĞÜ, KAZANKARASI, KAZANKOCASI, KAZANTRANOL, KAZASKERLİK, KAZDAKLAMAK, KAZDIRILMAK, KAZIKLANMAK, KAZIKLIKAYA, KAZINDIRMAK, KAZITTIRMAK, KAZIYABİLME, KAZZIHLAMAK
KAZABİLMEK, KAZANCILIK, KAZANÇILIG, KAZANDIRMA, KAZANILMAK, KAZANILMIŞ, KAZANKULPU, KAZANMALIK, KAZANPINAR, KAZASIZLIK, KAZDIRILMA, KAZDIRTMAK, KAZIKÇILIK, KAZIKLAMAK, KAZIKLANMA, KAZIKLARIM, KAZIKLAYIŞ, KAZINTISIZ, KAZITTIRMA, KAZKOPARAN, KAZLIUŞAĞI, KAZMACILIK
KAZABİLME, KAZALAMAK, KAZANAĞZI, KAZANCILI, KAZANÇSIZ, KAZANDAĞI, KAZANDERE, KAZANDİBİ, KAZANILMA, KAZANKABI, KAZANKARA, KAZANKAYA, KAZANTAŞI, KAZANTİLİ, KAZARATAR, KAZASIZCA, KAZDIRMAK, KAZIBİLİM, KAZIKAYAK, KAZIKAZAN, KAZIKKAYA, KAZIKLAMA, KAZIKOĞLU, KAZIKTEPE, KAZIMPAŞA, KAZINTILI, KAZIYACAK, KAZKANADI, KAZLANMAK, KAZMASÖKÜ, Devamını Oku »»
KAZAKHAN, KAZAKLAR, KAZAKLIK, KAZALMAK, KAZAMINI, KAZANBEY, KAZANCIK, KAZANÇÇI, KAZANÇLI, KAZANHAN, KAZANKUP, KAZANLAR, KAZANMAK, KAZANTAŞ, KAZASKER, KAZAYAĞI, KAZAZEDE, KAZDAĞLI, KAZDIRMA, KAZEİNAT, KAZEOZUS, KAZGILIÇ, KAZGÖĞSÜ, KAZGULUÇ, KAZĞANAK, KAZILMAK, KAZIMİYE, KAZINMAK, KAZITMAK, KAZIYCAK, Devamını Oku »»
KAZABAT, KAZACIK, KAZAĞAÇ, KAZAKÇA, KAZAKÇI, KAZALAÇ, KAZAMAK, KAZAMAT, KAZANCI, KAZANÇE, KAZANÇI, KAZANIM, KAZANIŞ, KAZANLI, KAZANMA, KAZASIZ, KAZASKA, KAZAVAN, KAZAYAK, KAZBAĞI, KAZBOKU, KAZENÇE, KAZEOZA, KAZERİK, KAZGOSÜ, KAZICAK, KAZICIK, KAZIĞAÇ, KAZIKÇI, KAZIKLI, Devamını Oku »»
KAZAEN, KAZAGU, KAZAĞI, KAZAĞU, KAZAKE, KAZAKİ, KAZALA, KAZALI, KAZANÇ, KAZANI, KAZARA, KAZAVU, KAZBAZ, KAZBEL, KAZEİN, KAZEKİ, KAZEÖZ, KAZEVİ, KAZGAÇ, KAZGAN, KAZGIÇ, KAZGÖL, KAZĞAL, KAZĞIÇ, KAZILI, KAZIMA, KAZINÇ, KAZİME, KAZİYE, KAZKUÇ, Devamını Oku »»
KAZAÇ, KAZAĞ, KAZAİ, KAZAK, KAZAL, KAZAN, KAZAP, KAZAV, KAZAZ, KAZEZ, KAZIĞ, KAZIK, KAZIL, KAZIM, KAZIR, KAZİK, KAZİL, KAZLA, KAZLI, KAZMA, KAZOS, KAZUK, KAZVE
KAZA, KAZI
KAZ
KAZ
Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş (Anser). Budala.
KAZANHÜYÜĞÜ
Konya ili, Karapınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAZANDIRABİLME
Kazandırabilmek işi.
KAZANDIRMAK
Kazanmasını sağlamak.
KAZANLIPINAR
Kahramanmaraş ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KAZANABİLME
Kazanabilmek işi.
KAZAYAĞIGİLLER
Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişli, çiçekleri ışınsal simetrili, taç yaprakları olmayan, ovaryumları genellikle üst nadiren alt durumlu, meyveleri etli yapı ile çevrilmiş fındıksı ya da kapsül tipte, genellikle tuzlu topraklarda yetişen, ülkemizde doğal olarak 27 cins ve 71 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler.
KAZANDIRABİLMEK
Kazandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZANÇLILIK
Kazançlı olma durumu.
KAZIMKARABEKİR
Erzurum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Karaman şehri, Kazımkarabekir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Karaman iline bağlı ilçelerden biri.
KAZANAĞARDAN
Kalaycı.
KAZANABİLMEK
Kazanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZIKLIBUCAK
Muğla ili, Milâs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAZANDIRICI
iktisâbi. -yıllanma (zamanaşımı): iktisâbi mürûr-ı zaman.
KAZIYABİLMEK
Kazıma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAZANÇSIZLIK
Kazançsız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAFORLAMAK
Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ANAFORCU
Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.
ANALAŞTIRMAK
Annedeki özellikleri kazandırmak.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AKLİYAT
Akıl yolu ile kazanılan bilgiler.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
ALMANLAŞTIRMAK
Almanlara özgü yaşayış tarzı kazandırmak.