Kelimeler arşivinde; içinde "özel" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde özel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu özel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında özel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
ÖZELLEŞTİREBİLME
ÖZELLEŞTİRİLMEK
ÖZELLEŞTİRİLME
ÇÖZELENDÜRMEK, ÖZELLEŞTİRMEK
ÖZELLEŞTİRME, BİRGÖZELİLER
KIRKGÖZELER
ÖZELLİKSİZ, GÖZELLEMEK, ÖZELEŞTİRİ, ÖZELLEŞMEK
ÖZELLİKLE, ÇÖZELEMEK, ÖZELLEŞME, ÖZELENMEK, ÖZELÇAĞRI, GÖZELCENE, ÖZELLİKLİ, GÖZELEMEG, GÖZELEMEK, GÖZELLEME
ÖZELEMEK, TELGÖZEL, GÖZELEME, ÇÖZELMEK, GÖZELCEM, DAŞGÖZEL
ÇÖZELTİ, GÖZELİM, ÖZELLİK, MÖZELEK, GÖZELEK, GÖZELER
ÖZELGE, ÖZELİK, GÖZELİ, ÖZELTİ
GÖZEL, ÖZELE, TÖZEL, SÖZEL
ÖZEL
ÖZEL
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Dikkate değer. Ayırt edici bir niteliği olan. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
ÖZELLEŞTİREBİLME
Özelleştirebilmek işi.
ÖZELLİKLE
Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen.
ÇÖZELEMEK
Yemeğe tuz, baharat, salça koymak, saçmak. Sökmek. Yamamak.
KIRKGÖZELER
Erzurum ili, Horasan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ÖZELLEŞTİRİLME
Özelleştirilmek işi.
ÖZELEŞTİRİ
Örnekolay incelemesinde örnek birimlerin yaşam öykülerini saptamada yararlanılan, kendilerine ilişkin değerlendirme ve özçözümlemelerini içeren bilgi kaynağı.
BİRGÖZELİLER
(Eş anlamlısı: Birhücreliler, Protozoa), Hayvanlar (Animalia) âleminin bir alt-âlemi. Baş özellikleri daima bir gözeden yapılmış olmalarıdır. Vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasiyle çoğalırlar. Seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülür (konjugasyon = kavuşma, birleşme). Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Tatlı su ve denizlerde yaşarlar. Bazıları asılak olup hastalık yapar. Biçimleri çok çeşitlidir. Bazısı kendini bir yere bağlayarak yaşar. Bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eder. Kamçılılar (Flagellata),kök-ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.
ÖZELLEŞTİRME
Özelleştirmek işi. Devlete ait taşınır, taşınmaz malların teklif alma veya ihale yoluyla satışını yapma.
GÖZELLEMEK
Buğday toprak ve benzerleri şeyleri iri gözlü kalburdan elemek.
ÖZELLİKSİZ
Kendine özgü özelliği bulunmayan.
ÇÖZELENDÜRMEK
Akıtmak.
ÖZELLEŞTİRMEK
Bir şeyi özel duruma getirmek veya özel olarak kullanmak, kamulaştırmak karşıtı. Kamu malını satarak özel duruma getirmek.
ÖZELLEŞTİRİLMEK
Özelleştirme işi yapılmak.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
Özelleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZELLEŞMEK
Özel bir duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
ALAMETİFARİKA
Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.
AKASMA
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
AKIŞMALI
Akışma özelliği olan.
AKIŞKAN
Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKIŞMASIZ
Akışma özelliği olmayan.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ALELHUSUS
Hele, özellikle.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.