Kelimeler arşivinde; içinde "küle" olan, toplam 85 tane kelime bulunuyor. İçerisinde küle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu küle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında küle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DİVERTİKÜLEKTOMİ
ÇEVREKİRPİKÜLER, ÜLKÜLEŞTİRİLMEK
BÜKÜLEBİLİRLİK, ÜLKÜLEŞTİRİLME, TÜRKÜLEŞTİRMEK, EKSTRAVASKÜLER
YUKARIKÜLECİK, AKÖRENSÖKÜLER, ÜLKÜLEŞTİRMEK, TÜRKÜLEŞTİRME, ÖYKÜLEŞTİRMEK, İNTRAMÜSKÜLER, İNTRAVASKÜLER
DÖKÜLEBİLMEK, ÖYKÜLEŞTİRME, ÜLKÜLEŞTİRME, MULTİLOKÜLER, AŞAĞIKÜLECİK, KÜLÜNKÜLEMEK, BÜKÜLEBİLMEK, PERİVASKÜLER
DÖKÜLEBİLME, DÖKÜLEGOMAK, DİLKÜLENMEK, BÜKÜLEBİLME, TÜRKÜLEŞMEK, PÜRKÜLENMEK
KÜLEHLEMEK, ÖYKÜLEYİCİ, TÜRKÜLEŞME, TÜRKÜLEMEK, SEKÜLENMEK, SÖKÜLENMEK, TESTİKÜLER, ÜNKÜLENMEK, MÜRKÜLEMEK, VERMİKÜLER
ÖKÜLENMEK, KÜLEKÇİLİ, VEZİKÜLER, MONOKÜLER, OPERKÜLER, ÜRKÜLEMEK, RETİKÜLER, MOLEKÜLER, KÜLEGİREN, FÜNİKÜLER, ÖYKÜLEMEK, FOLİKÜLER, TÜRKÜLEME, BİNOKÜLER, CÜKÜLEMEK
KÖRKÜLER, VASKÜLER, KÜLENSAL, SİRKÜLER, ÖYKÜLEME
BÜKÜLEK, ÇÖKÜLEG, SEKÜLER, ÖYKÜLEM, KÜKÜLER, ÜSKÜLEN, KÜLEFLİ, KÜLEKÇİ, MÜŞKÜLE, KÜLEKLİ, KÜLELİK, KÜLEMEK, KÜLEMPE, KÜLETEK, KÜLEYSİ, KÜLECİK
OKÜLER, KÜLEYH, USKÜLE, KEKÜLE, ÜSKÜLE
KÜLEK, KÜLEŞ, KÜLEN, KÜLEF, KÜLEH
KÜLE
KÜLE
Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Et tahtası. Çok beyaz. Yumuşak. Kısa, cüce. İplik çilesi, kelep. Kısa boylu. Köle. Yığın.
ÜLKÜLEŞTİRİLME
Ülküleştirilmek işi.
YUKARIKÜLECİK
Ağrı ilinde, Patnos ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÇEVREKİRPİKÜLER
(Peritricha), Birgözeli hayvanlardan kirpikliler (Ciliata) sınıfının öz-kirpikliler (Euciliata) alt-sınıfına giren bir takımı. Yalnız ağız alanı çevresinde ve bazen vücudun geri bölgesinde çember gibi sıralanmış kirpikler vardır. Çan hayvanı (Vorticella) iyi bilinen cinsidir.
EKSTRAVASKÜLER
Kan damarlarının dışında.
İNTRAVASKÜLER
Damar içi, damar içinde.
AKÖRENSÖKÜLER
Bartın şehri, Kumluca nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÜLKÜLEŞTİRİLMEK
Ülküleştirme işi yapılmak.
DÖKÜLEBİLMEK
Dökülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİVERTİKÜLEKTOMİ
Divertikülün ameliyatla çıkarılması.
BÜKÜLEBİLİRLİK
Bir katının hasar görmeksizin bükülebilme yeteneği.
İNTRAMÜSKÜLER
Kas içi, kas içinde.
TÜRKÜLEŞTİRMEK
Türkü durumuna getirmek.
ÖYKÜLEŞTİRMEK
Öykü durumuna getirmek.
ÜLKÜLEŞTİRMEK
Ülkü durumuna getirmek, idealleştirmek.
TÜRKÜLEŞTİRME
Türküleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ÇILBIR
Kaynamış suyun içine kırılan yumurta piştikten sonra kevgirden geçirilip üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos dökülerek hazırlanan bir yemek türü. Yulara takılan ip ya da zincir.
DÖKÜM
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Dökülme zamanı.
BÜKÜLGEN
Kolay eğilip bükülen. Bükünlü.
EĞİNTİ
Eğelenen bir şeyden dökülen ince toz.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
BİYOELEKTRONİK
Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
DALYASAN
Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
DÖKME
Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.
DÖŞEME
Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
DAĞİ
Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı.
DUYURUM
Duyurma işi, sirküler.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
BOYOZ
Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir börek türü.