Kelimeler arşivi içinde; başında "küle" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. küle ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu küle ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde küle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÜLEHLEMEK
KÜLEGİREN, KÜLEKÇİLİ
KÜLENSAL
KÜLEKLİ, KÜLEYSİ, KÜLETEK, KÜLEMPE, KÜLEMEK, KÜLELİK, KÜLEKÇİ, KÜLEFLİ, KÜLECİK
KÜLEYH
KÜLEK, KÜLEH, KÜLEN, KÜLEŞ, KÜLEF
KÜLE
KÜLE
Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Et tahtası. Çok beyaz. Yumuşak. Kısa, cüce. İplik çilesi, kelep. Kısa boylu. Köle. Yığın.
KÜLENSAL
Külrengi.
KÜLEKÇİLİ
Ordu ilinde, Akkuş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
KÜLECİK
Gaziantep şehri, Şahinbey ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KÜLEHLEMEK
Kül eklemek.
KÜLEMEK
El ve ayaklarını bağlamak.
KÜLEK
Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova.
KÜLEFLİ
Balıkesir ilinde, Edincik bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÜLEYSİ
Külrengi.
KÜLEMPE
Sopa.
KÜLEKÇİ
Yozgat kenti, Çayıralan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KÜLEGİREN
Terekemelerde Keloğlan'a mukabil olan masal kişisi.
KÜLEKLİ
Sivas şehri, Çetinkaya nahiyesine bağlı bir yer.
KÜLETEK
Samsun kenti, Vezirköprü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KÜLEYH
Tahta kova.
KÜLELİK
Tandırın hava deliğine takılan bez tıkaç.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
BOYOZ
Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir börek türü.
DÖŞEME
Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
DALYASAN
Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
DAĞİ
Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
BİYOELEKTRONİK
Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.
DÖKÜM
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Dökülme zamanı.
EĞİNTİ
Eğelenen bir şeyden dökülen ince toz.
DUYURUM
Duyurma işi, sirküler.
BÜKÜLGEN
Kolay eğilip bükülen. Bükünlü.
ÇILBIR
Kaynamış suyun içine kırılan yumurta piştikten sonra kevgirden geçirilip üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos dökülerek hazırlanan bir yemek türü. Yulara takılan ip ya da zincir.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
DÖKME
Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.