İçinde FAD geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "fad" olan, toplam 45 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fad bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu fad ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fad olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KAFADANBACAKLILAR

15 harfli kelimeler

SÜLFADİMETOKSİN

14 harfli kelimeler

İFADELENDİRMEK, LENFADENEKTOMİ, LENFADENOGRAFİ

13 harfli kelimeler

İFADELENDİRME

12 harfli kelimeler

SÜLFADİMİDİN, SÜLFADİYAZİN, LENFADENİTİS, SÜLFADİYAZOL

11 harfli kelimeler

BİLİSTİFADE, İFADESİZLİK, SÜLFADOKSİN

10 harfli kelimeler

FADILOBASI, KAFADARLIK, KAFADAŞLIK, LENFADENOZ, MOLLAFADIL, SOFADEMİRİ

8 harfli kelimeler

KAFADİŞİ, KAFADAŞI, İFADESİZ, YIFFADAK, GIFFADAK, FADURGAN, İNTİFADA, İSTİFADE, FADILKÖY

7 harfli kelimeler

İFADELİ, URFADAN, KAFADAR, KAFADAŞ, RAFADAN, FADILIM, FADILLI, FADLACI, KAFADAN, GOFADAK

6 harfli kelimeler

FADİNE, FADMAK

5 harfli kelimeler

FADIL, AHFAD, FADİK, İFADE

3 harfli kelimeler

FAD

Bazı kelimelerin anlamları

FAD

Flavin adenin dinükleotit.

SÜLFADİYAZİN

Beyin omurilik sıvısına en fazla geçebilen ve bu nedenle özellikle meningekoklardan ileri gelen beyin zarı hastalıklarının tedavisinde kullanılan sülfonamid.

SÜLFADOKSİN

Çoğunlukla trimetoprimle birleştirilerek kullanılan depo sülfonamid türevi.

LENFADENİTİS

Lenf yumrusu yangısı.

LENFADENOGRAFİ

Lenf yumrusunun kontrast madde enjeksiyonundan sonra görüntüsünün alınması.

SÜLFADİMETOKSİN

Vücuda alınmasından sonra hızla emilen ve plazma proteinlerine fazla bağlanmasından dolayı geç atılan depo sülfonamidlerden biri.

İFADELENDİRMEK

Anlamlandırmak, bir şey anlatır duruma getirmek.

BİLİSTİFADE

Yararlanarak.

SÜLFADİYAZOL

Sodyumlu tuzu, tüm hayvanlarda kullanılabilen ve alınmasından sonra böbreklerde kristalleşme ve kan işemeye neden olan sülfonamid türevi ilaç.

SÜLFADİMİDİN

Genellikle sodyum tuzu durumunda, özellikle koksidiyoz tedavisinde kullanılan hızla emilen ve hızlı atılan sülfonamid.

KAFADARLIK

Kafadar olma durumu, kafadaşlık.

İFADELENDİRME

İfadelendirmek işi.

İFADESİZLİK

İfadesiz olma durumu.

FADILOBASI

Kırıkkale kenti, Delice belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

LENFADENEKTOMİ

Lenf yumrusunun ameliyatla çıkarılması.

KAFADANBACAKLILAR

Baş bölgesinde sert bir gagası ve bunun çevresine sıralanmış çekmenli ayakları bulunan yumuşakçalar sınıfı.

  -   -   -  

Anlamında FAD bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇOĞULLAŞTIRMAK

Bir kelimeyi çokluk ifade edecek biçime getirmek.

DİLLENDİRMEK

Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak. Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

BÜZÜKTAŞ

Kafadar.

FORMÜL

Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

BİRDEN

Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

ELÇİM

Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne. Tutam, bir demet, bir parça.

KAFADAR

Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri, kafadaş, kafa dengi, büzüktaş.

ARGONOT

Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).

İSTİNABE

Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.

FEVKALADE

Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.

DOZ

Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.

HARABATİ

Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen. Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse).

DEYİŞ

Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.

BİLDİRMEK

Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

ALAKOK

Rafadan yumurta.

ANLATIM

Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.