Kelimeler arşivi içinde; başında "fak" olan, toplam 59 adet kelime bulunmaktadır. fak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FAKIEKİNCİLİĞİ, FAKİRLEŞTİRMEK
FAKİRLEŞTİRME
FAKRUZARURET, FAKOSİSTİTİS, FAKİRÖLDÜREN
FAKİRLEŞMEK
FAKİRLEŞME, FAKSLATMAK, FAKÜLTATİF, FAKOİDİTİS, FAKİRULLAH
FAKLANGIÇ, FAKIUŞAĞI, FAKİRHANE, FAKÜLTELİ, FAKSİMİLE, FAKSLAMAK, FAKSLATMA, FAKIAHMET, FAKIBEYLİ, FAKIBEYNİ, FAKIRCALI
FAKIOĞLU, FAKOLMAK, FAKIDAĞI, FAKIRMAK, FAKİRLİK, FAKİRİZM, FAKİRANE, FAKTİTİF, FAKSLAMA, FAKIRLIG
FAKIRCA, FAKFAKI, FAKILLI, FAKİRCE, FAKILAR, FAKİTİS, FAKLAMA, FAKİLTE, FAKÜLTE
FAKILI, FAKFON, FAKİTE, FAKİHE, FAKTÖR
FAKTİ, FAKÜL, FAKYA, FAKİR, FAKİH, FAKIR, FAKAT, FAKAN
FAKS, FAKR, FAKI
FAK
FAK
Tuzak, kapan.
FAKRUZARURET
İleri derecede yoksulluk.
FAKIEKİNCİLİĞİ
Kayseri ili, Pınarbaşı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
FAKİRÖLDÜREN
Üçüncü adlı sigara. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta).
FAKİRLEŞTİRME
Yoksullaştırma.
FAKOSİSTİTİS
Göz merceği kapsülasının yangısı.
FAKİRLEŞMEK
Yoksullaşmak.
FAKİRLEŞME
Yoksullaşma.
FAKİRULLAH
Tanrı'nın büyüklüğü karşısında âciz olan kimse.
FAKÜLTATİF
İstemli. Değişik koşullar altında yaşayabilme yeteneğine sahip olan. Hücre içinde veya oksjensiz koşullar gibi özel bir çevrede de yaşama yeteneğinde olma. İsteğe bağlı, mecburi olmayan.
FAKİRLEŞTİRMEK
Yoksullaştırmak.
FAKLANGIÇ
Pistonuyla suyu içine çekip sonra dışarı atan bir çocuk oyuncağı. Kamış ya da ağaç dalından yapılıp tabanca gibi ses veren bir çocuk oyuncağı, patlangıç.
FAKSLATMAK
Belgegeçerletmek, belgeçletmek.
FAKIUŞAĞI
Nevşehir şehrinde, Gülşehir ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Osmaniye ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
FAKİRHANE
Düşkünler yurdu. Alçak gönüllülük göstermek için kendi evinden bahsederken kullanılan bir söz.
FAKOİDİTİS
Fakitis.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
BELGEGEÇER
Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks.
ASTROPİKAL
Tropikal bölgelere yakın fakat daha yüksek bir enlemde olan.
AŞHANE
Aşevi. Mutfak.
BAŞARILI
Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
BAŞARISIZLIK
Başarısız olma durumu, muvaffakiyetsizlik.
AMİL
Etken, etmen, sebep, faktör.
ARMUT
Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç (Pirus communis). Çok bön, çok aptal. Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi.
AYVAZ
Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.
BAŞARISIZ
Başarı göstermeyen, muvaffakiyetsiz. Muvaffakiyetsiz. Başarı göstermeyerek.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.
BAŞARMAK
Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek, muvaffak olmak.
BAZİK
Baz niteliği gösteren. Birleşiminde asit ve baz ağırlığı oranı normal tuza göre az fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan (tuz).
BAĞLAŞMAK
Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
BAĞLAŞMA
Bağlaşmak işi, ittifak.
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.