İçinde FAJ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "faj" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde faj bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu faj ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında faj olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

FİTOPLANKTOFAJ

12 harfli kelimeler

MİKROFİTOFAJ, ANTROPOFAJİK, BAKTERİYOFAJ, MAKROFİTOFAJ, PLASENTOFAJİ

11 harfli kelimeler

SÜSPENSİFAJ, PROTOZOOFAJ, HEMATOFAJOZ

10 harfli kelimeler

GAMETOFAJİ, NÖRONAFAJİ, SESTONOFAJ

9 harfli kelimeler

SOLENOFAJ, MELANOFAJ, TRİKOFAJİ, LEPİDOFAJ, ODİNOFAJİ, EKZOFAJİK, KAPROFAJİ, HİPERFAJİ, ENDOFAJİK, HEMATOFAJ, ENTOMOFAJ, SKATOFAJİ

8 harfli kelimeler

STENOFAJ, POLİFAJİ, SAPROFAJ, MAKROFAJ, SARKOFAJ, TELMOFAJ, NEKROFAJ, ZOOFAJİK, AEROFAJİ, KOPROFAJ, FOSFAJEN, GAMOFAJİ, HİSTOFAJ, MİKROFAJ, KARPOFAJ

7 harfli kelimeler

KOLİFAJ, ENDOFAJ, EKTOFAJ, FİLOFAJ, FİTOFAJ, DİSFAJİ, OTOFAJİ, BİYOFAJ, LİTOFAJ, MUKOFAJ, MONOFAJ, MELİFAJ

6 harfli kelimeler

PROFAJ, ÖRİFAJ, OTOFAJ

5 harfli kelimeler

AFAJİ

3 harfli kelimeler

FAJ

Bazı kelimelerin anlamları

FAJ

Bakteriyofaj.

PROTOZOOFAJ

Protozoonları fagosite edebilen hücreler.

MELANOFAJ

Melanofor.

MAKROFİTOFAJ

Yüksek yapılı bitkiler üzerinden beslenen.

SESTONOFAJ

Seston üzerinden beslenen, süspensifaj.

ANTROPOFAJİK

Özellikle insanlar üzerinden beslenen sinekler için kullanılan terim.

NÖRONAFAJİ

Dejenere sinir hücresinin mikrogliyalar tarafından fagositoz yoluyla uzaklaştırılması.

GAMETOFAJİ

Gamofaji.

SOLENOFAJ

Kanla beslenen eklem bacaklılara verilen ad.

SÜSPENSİFAJ

Sestonofaj.

FİTOPLANKTOFAJ

Fitoplankton üzerinden beslenen.

MİKROFİTOFAJ

Fitoplankton üzerinden beslenme.

HEMATOFAJOZ

Kanda yaşayan, kanla beslenen, kan emen.

PLASENTOFAJİ

Karnivor olmayan hayvanların doğum sonrası atılan kendi plasentalarını iç güdüsel olarak yemeleri.

BAKTERİYOFAJ

Bakterileri enfekte eden virüs; bazı tipleri klonlama vektörü olarak kullanılan, bazıları litik (T4 fajı), bazıları da bakteri içinde lizogenik şekilde (bakteriyofaj lambda) çoğalan, kalıtım materyali DNA (T serisi fajlar, Lambda fajları, M13 gibi) ya da RNA (tütün mozaik virüsü) olan virüsler. Faj. Bakterileri yok eden virüslere verilen ad. Bakterilerin ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad, faj, litik faj. Bakteriyi enfekte edebilen virüs, faj.

TRİKOFAJİ

Yün yeme.

  -   -   -  

Anlamında FAJ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FAJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LENFOKİN

Lenfositler tarafından salgılanan ve bağışıklık sistemi hücreleri arasında sinyal görevi yapan, aktive edici maddeler. T-lenfositler tarafından salgılanan sitokin. Damar geçirgenliği ve makrofajların yangı bölgesine gelmelerini, kalmalarını ve fagositoz yapmalarını sağlayan, hücresel bağışıklıkta önemli rol oynayan, lenfositler tarafından salgılanan kimyasal aracı.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

İNTERFERON

Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi. Virüslere ya da nükleik asitlere karşı fibroblastlar tarafından oluşturulan interferon alfa (IFN alfa) ve interferon beta (IFN beta), lenfositler tarafından salgılanan interferon gama (IFN gama) gibi maddeler. IFN alfa ve IFN beta günümüzde kanser hücrelerinin büyümesine karşı ilaç olarak kullanılmaktadır. Başta viral enfeksiyon olmak üzere ve diğer mikroorganizmalara cevap olarak konak hücreleri tarafından salınan, bağışıklığın düzenlenmesinde, özellikle tümör hücrelerine karşı koymada ve doğal öldürücü hücreleri aktive etmede etkinlikleri olan doğal glikoproteinler. İnterferon alfa; çeşitli akyuvarlardan salınır, antiviral ve tümör hücrelerine karşı etkinliği olan interferonlar, interferon beta (IFN beta); fibroblastlar, epitel hücreleri ve makrofajlardan salınır, virüslere karşı etkili interferonlar, gama (IFN gama); T-lenfositlerden salınır, bağışık cevabın düzenlenmesinde rol alır.

KLASMATOSİT

Bazı dokularda bulunan değişken bazofil lökosit ya da makrofaj.

KSANTOM

Kanatlılarda sıklıkla, kedi ve köpeklerde ise seyrek olarak görülen, deride, makrofaj ve kolesterin kristalleri içeren, keskin kenarlı, sarı renkli granülom oluşumuyla belirgin plak veya düğümcük. Oluşumu yüksek plazma ve trigliserit değerleriyle ilişkilidir.

KEMOKİNLER

Yangı (iltihap) bölgesinden salgılanan interlökin-8 gibi heparin bağlayan, kompleman 5a, lökotrien B4 (LTB4), makrofaj inflamatör proteini (MlPalfa), (MlP1beta) gibi lökosit populasyonunu, makrofajları, CD8+ T lenfositlerini çeken moleküller.

FLOROKİNOLONLAR

Bakteriler üzerindeki etkilerini, DNAjiraz enzimini baskılayıp bölünmelerini engelleyerek ölümlerine neden olmak suretiyle gösteren, genel olarak vücut pH'sında ve yağda iyi çözünemeyen, zayıf bazik nitelikte, gram pozitif ve negatif bakteriler üzerine etkili, brusella ve mikobakteriler gibi hücre içerisine giren bakteriler üzerine de etkili, makrofajlarda interlökin I üretimini artırarak bağışıklık sistemi üzerine olumlu yönde etki gösteren, dağılım hacimleri oldukça yüksek ve özellikle insanlarda dirençli suş oluşumuna neden olduğundan dolayı hâlen ülkemizde sütü tüketilen hayvanlarda kullanımı yasaklanmış, ABD'de ise gıda değeri olan tüm hayvanlarda kullanımı yasak olan ve içerisinde enrofloksasin, danofloksasin, siprofloksasin, ofloksasin ve benzerleri birçok etken maddeyi bulunduran antibiyotik grubu, kinolonlar.

FİBRONEKTİN

Birçok hayvan hücrelerinde plazma zarının dış yüzeyinde bulunan, hücre ile zemin arasındaki etkileşimlerde rol oynayan bir glikoprotein. Plazma ve hücre yüzeylerinde bulunan, Gram pozitif bakterilerin makrofajlar tarafından yutulmasını kolaylaştıran bir protein. Hücresel yapışma etkileşimlerine aracılık eden, hücre yüzey proteini biçiminde bulunan, kan pulcuklarının kümelenmesinde rol alan ve opsonin gibi etki eden plazmada dolaşan yapışma glikoproteinlerinden biri. Aynı zamanda Gram pozitif bakterilere bağlanarak makrofajlar tarafından yutulmasını kolaylaştırır.

KOLİFAJ

Escherichia coli bakterisine saldıran bir bakteriyofaj.

HİSTİYOSİT

Doku makrofajı. Bağ dokusunda yer alan, aktive olmuş, dayanıklı makrofaj. Kan yapan dokuların bağ dokusunun fagositik hücreleri.

GAMOFAJİ

Tek hücrelilerde, konjugasyonda erkek ve dişi elementlerin gözden kaybolması, gametofaji.

ELASTAZ

Elastin ve diğer proteinlerin daha basit moleküllere ayrılmasını katalize eden, genellikle amino asitlerin karbonil gruplarının bulunduğu bağlardaki polipeptit zincirini kıran, nötrofiller, makrofajlar tarafından salgılanan serin endopeptidazların bir grubu. Elastaz aktivitesi alfa-1-antitripsin tarafından özgün olarak baskılanır.

FİTOFAGOS

Fitofaj.

HİSTOPLAZMOZİS

Monosit-makrofaj sisteminin hücre içi bir paraziti olan Histoplasma capsulatum tarafından oluşturulan, retiküloendoteliyal sistemin yaygın tutulumuyla belirgin, mantar hastalığı.

BAKTERİYOTROPİN

Bakterilerin bakteriyofajlar tarafından imha amacıyla yutulmasını kolaylaştıran madde, opsonin, tropin.

LİZOZOM

Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olup içinde sindirim enzimleri bulunan organeli. Golgi kompleksinden içi enzimle dolu olarak kopan küçük keseler primer lizozomu, bunların sindirilecek maddelerle birleşmesi sonucu oluşan keseler sekonder lizozomu meydana getirir. Hücre içindeki artık yapıların sindirilmesinde (otofaji), hücre dışından alınan yabancı maddelerin sindirilmesinde (heterofaji), zarının hasar görmesiyle hücresinin kendini sindirmesinde (otoliz) ve metamorfoz sırasında yok edilecek yapıların sindirilmesinde (histoliz) görev alan bir organel. Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olan ve içinde sindirim enzimleri bulunan organel. Sitoplazmada unit zar yapısında, hücre içi sindirimi sağlayan, birincil ve ikincil olmak üzere iki türü bulunan zarsal organel. Lizozomlarda çeşitli maddeleri parçalayabilecek hidrolitik enzimler bulunur.

LEPİDOVOR

Lepidofaj.

LİZOGENİ

Bakterilerde birçok faj görevlerinin bastırıldığı profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş bakterinin fajla bulaşması durumu. Lizogenik devir. Bakterilerde birçok faj görevinin bastırıldığı profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş bakterinin fajla bulaşması durumu, alizogenik devir. Bakterilerde bir fajın profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş durumu.

LAMDA

İki antikor hafif zinciri sınıfından biri. Işık dalga boyu. Lamda fajı. Yunan harfi (λ). Bazı bilimsel terimler için sembol olarak kullanılır. Bunlar; Elektrolitin molar iletkenliği, Ortalama serbest yol, Mikrolitre, Termal iletkenlik katsayısı ve dalga boyu.

İNTERLÖKİNLER

Bağışıklık sistemini uyaran ve hücrelerarası haberleşmeyi sağlayan, en az 13 adet alt tipi bulunan, makrofajlar, B ve T lenfositler tarafından antijenik ve mitojenik uyarımlar sonucu üretilen antikor tabiatında olmayan bir grup protein, İL.