Kelimeler arşivi içinde; sonunda "faj" olan, toplam 36 adet kelime bulunmaktadır. Sonu faj ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında faj olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde faj olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FİTOPLANKTOFAJ
BAKTERİYOFAJ, MAKROFİTOFAJ, MİKROFİTOFAJ
PROTOZOOFAJ, SÜSPENSİFAJ
SESTONOFAJ
ENTOMOFAJ, SOLENOFAJ, HEMATOFAJ, LEPİDOFAJ, MELANOFAJ
SARKOFAJ, STENOFAJ, SAPROFAJ, NEKROFAJ, MİKROFAJ, TELMOFAJ, MAKROFAJ, KOPROFAJ, HİSTOFAJ, KARPOFAJ
MELİFAJ, BİYOFAJ, EKTOFAJ, ENDOFAJ, FİLOFAJ, FİTOFAJ, KOLİFAJ, MUKOFAJ, MONOFAJ, LİTOFAJ
FAJ
Bakteriyofaj.
SARKOFAJ
Etçil.
STENOFAJ
Çok dar bir beslenme yelpazesine sahip olan.
FİTOPLANKTOFAJ
Fitoplankton üzerinden beslenen.
PROTOZOOFAJ
Protozoonları fagosite edebilen hücreler.
LEPİDOFAJ
Balık pulu yiyen, lepidovor.
SESTONOFAJ
Seston üzerinden beslenen, süspensifaj.
MAKROFİTOFAJ
Yüksek yapılı bitkiler üzerinden beslenen.
BAKTERİYOFAJ
Bakterileri enfekte eden virüs; bazı tipleri klonlama vektörü olarak kullanılan, bazıları litik (T4 fajı), bazıları da bakteri içinde lizogenik şekilde (bakteriyofaj lambda) çoğalan, kalıtım materyali DNA (T serisi fajlar, Lambda fajları, M13 gibi) ya da RNA (tütün mozaik virüsü) olan virüsler. Faj. Bakterileri yok eden virüslere verilen ad. Bakterilerin ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad, faj, litik faj. Bakteriyi enfekte edebilen virüs, faj.
SAPROFAJ
Çürükçül beslenen.
SOLENOFAJ
Kanla beslenen eklem bacaklılara verilen ad.
MELANOFAJ
Melanofor.
SÜSPENSİFAJ
Sestonofaj.
HEMATOFAJ
Kanla beslenen. Eritrositleri içine alarak imha eden hücre.
ENTOMOFAJ
Böcekyiyen.
MİKROFİTOFAJ
Fitoplankton üzerinden beslenme.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HİSTOPLAZMOZİS
Monosit-makrofaj sisteminin hücre içi bir paraziti olan Histoplasma capsulatum tarafından oluşturulan, retiküloendoteliyal sistemin yaygın tutulumuyla belirgin, mantar hastalığı.
LİZOGENİ
Bakterilerde birçok faj görevlerinin bastırıldığı profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş bakterinin fajla bulaşması durumu. Lizogenik devir. Bakterilerde birçok faj görevinin bastırıldığı profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş bakterinin fajla bulaşması durumu, alizogenik devir. Bakterilerde bir fajın profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş durumu.
KOLİFAJ
Escherichia coli bakterisine saldıran bir bakteriyofaj.
ELASTAZ
Elastin ve diğer proteinlerin daha basit moleküllere ayrılmasını katalize eden, genellikle amino asitlerin karbonil gruplarının bulunduğu bağlardaki polipeptit zincirini kıran, nötrofiller, makrofajlar tarafından salgılanan serin endopeptidazların bir grubu. Elastaz aktivitesi alfa-1-antitripsin tarafından özgün olarak baskılanır.
LEPİDOVOR
Lepidofaj.
KLASMATOSİT
Bazı dokularda bulunan değişken bazofil lökosit ya da makrofaj.
KSANTOM
Kanatlılarda sıklıkla, kedi ve köpeklerde ise seyrek olarak görülen, deride, makrofaj ve kolesterin kristalleri içeren, keskin kenarlı, sarı renkli granülom oluşumuyla belirgin plak veya düğümcük. Oluşumu yüksek plazma ve trigliserit değerleriyle ilişkilidir.
BAKTERİYOTROPİN
Bakterilerin bakteriyofajlar tarafından imha amacıyla yutulmasını kolaylaştıran madde, opsonin, tropin.
İNTERFERON
Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi. Virüslere ya da nükleik asitlere karşı fibroblastlar tarafından oluşturulan interferon alfa (IFN alfa) ve interferon beta (IFN beta), lenfositler tarafından salgılanan interferon gama (IFN gama) gibi maddeler. IFN alfa ve IFN beta günümüzde kanser hücrelerinin büyümesine karşı ilaç olarak kullanılmaktadır. Başta viral enfeksiyon olmak üzere ve diğer mikroorganizmalara cevap olarak konak hücreleri tarafından salınan, bağışıklığın düzenlenmesinde, özellikle tümör hücrelerine karşı koymada ve doğal öldürücü hücreleri aktive etmede etkinlikleri olan doğal glikoproteinler. İnterferon alfa; çeşitli akyuvarlardan salınır, antiviral ve tümör hücrelerine karşı etkinliği olan interferonlar, interferon beta (IFN beta); fibroblastlar, epitel hücreleri ve makrofajlardan salınır, virüslere karşı etkili interferonlar, gama (IFN gama); T-lenfositlerden salınır, bağışık cevabın düzenlenmesinde rol alır.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
GAMETOFAJİ
Gamofaji.
FİTOFAGOS
Fitofaj.
HİSTİYOSİT
Doku makrofajı. Bağ dokusunda yer alan, aktive olmuş, dayanıklı makrofaj. Kan yapan dokuların bağ dokusunun fagositik hücreleri.
FLOROKİNOLONLAR
Bakteriler üzerindeki etkilerini, DNAjiraz enzimini baskılayıp bölünmelerini engelleyerek ölümlerine neden olmak suretiyle gösteren, genel olarak vücut pH'sında ve yağda iyi çözünemeyen, zayıf bazik nitelikte, gram pozitif ve negatif bakteriler üzerine etkili, brusella ve mikobakteriler gibi hücre içerisine giren bakteriler üzerine de etkili, makrofajlarda interlökin I üretimini artırarak bağışıklık sistemi üzerine olumlu yönde etki gösteren, dağılım hacimleri oldukça yüksek ve özellikle insanlarda dirençli suş oluşumuna neden olduğundan dolayı hâlen ülkemizde sütü tüketilen hayvanlarda kullanımı yasaklanmış, ABD'de ise gıda değeri olan tüm hayvanlarda kullanımı yasak olan ve içerisinde enrofloksasin, danofloksasin, siprofloksasin, ofloksasin ve benzerleri birçok etken maddeyi bulunduran antibiyotik grubu, kinolonlar.
GAMOFAJİ
Tek hücrelilerde, konjugasyonda erkek ve dişi elementlerin gözden kaybolması, gametofaji.
FİBRONEKTİN
Birçok hayvan hücrelerinde plazma zarının dış yüzeyinde bulunan, hücre ile zemin arasındaki etkileşimlerde rol oynayan bir glikoprotein. Plazma ve hücre yüzeylerinde bulunan, Gram pozitif bakterilerin makrofajlar tarafından yutulmasını kolaylaştıran bir protein. Hücresel yapışma etkileşimlerine aracılık eden, hücre yüzey proteini biçiminde bulunan, kan pulcuklarının kümelenmesinde rol alan ve opsonin gibi etki eden plazmada dolaşan yapışma glikoproteinlerinden biri. Aynı zamanda Gram pozitif bakterilere bağlanarak makrofajlar tarafından yutulmasını kolaylaştırır.
KEMOKİNLER
Yangı (iltihap) bölgesinden salgılanan interlökin-8 gibi heparin bağlayan, kompleman 5a, lökotrien B4 (LTB4), makrofaj inflamatör proteini (MlPalfa), (MlP1beta) gibi lökosit populasyonunu, makrofajları, CD8+ T lenfositlerini çeken moleküller.
LENFOKİN
Lenfositler tarafından salgılanan ve bağışıklık sistemi hücreleri arasında sinyal görevi yapan, aktive edici maddeler. T-lenfositler tarafından salgılanan sitokin. Damar geçirgenliği ve makrofajların yangı bölgesine gelmelerini, kalmalarını ve fagositoz yapmalarını sağlayan, hücresel bağışıklıkta önemli rol oynayan, lenfositler tarafından salgılanan kimyasal aracı.
LAMDA
İki antikor hafif zinciri sınıfından biri. Işık dalga boyu. Lamda fajı. Yunan harfi (λ). Bazı bilimsel terimler için sembol olarak kullanılır. Bunlar; Elektrolitin molar iletkenliği, Ortalama serbest yol, Mikrolitre, Termal iletkenlik katsayısı ve dalga boyu.
İNTERLÖKİNLER
Bağışıklık sistemini uyaran ve hücrelerarası haberleşmeyi sağlayan, en az 13 adet alt tipi bulunan, makrofajlar, B ve T lenfositler tarafından antijenik ve mitojenik uyarımlar sonucu üretilen antikor tabiatında olmayan bir grup protein, İL.