Kelimeler arşivi içinde; başında "fad" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. fad ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fad ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fad olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FADILOBASI
FADILKÖY, FADURGAN
FADILIM, FADILLI, FADLACI
FADİNE, FADMAK
FADIL, FADİK
FAD
FAD
Flavin adenin dinükleotit.
FADMAK
Dövmek.
FADILKÖY
Bursa şehrinde, Orhaneli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
FADİNE
Kışlık kavun.
FADURGAN
Kendi kendine konuşan, homurdanan kişi.
FADILLI
Koşul, şart: Köye gitmeyiver, gidilmesi fadıllı mı?. Ankara ilinde, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Bursa ili, Görükle bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
FADILIM
Çirkin.
FADİK
Fatma.
FADIL
Çok konuşan. Adana ili, Karaisalı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
FADLACI
Deri tüccarı.
FADILOBASI
Kırıkkale kenti, Delice belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HARABATİ
Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen. Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse).
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.
İSTİNABE
Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.
BİRDEN
Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.
ANLATIM
Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
ÇOĞULLAŞTIRMAK
Bir kelimeyi çokluk ifade edecek biçime getirmek.
BÜZÜKTAŞ
Kafadar.
KAFADAR
Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri, kafadaş, kafa dengi, büzüktaş.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
DOZ
Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.
DEYİŞ
Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
DİLLENDİRMEK
Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak. Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek.
ELÇİM
Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne. Tutam, bir demet, bir parça.
ARGONOT
Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan (Argonauta argo).
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
FEVKALADE
Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.
BİLDİRMEK
Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.
ALAKOK
Rafadan yumurta.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.