Kelimeler arşivinde; içinde "erel" olan, toplam 76 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BERELEYEBİLMEK, BERELENEBİLMEK, YERELLEŞTİRMEK, DEJENERELEŞMEK, DERELİTÜTÜNCÜK, MORTİERELLOZİS
PERELENDİRMEK, BERELEYEBİLME, BERELENEBİLME, YERELLEŞTİRME, GİBERELLİNLER, DEJENERELEŞME, CENDERELEŞMEK
SÖLENTERELER, TESTERELEMEK, CENDERELEŞME
DERELİTEKKE, TESTERELEME, DEJENERELİK, TEKERELMASI, YERELLEŞMEK
HERELENMEK, BERELENMEK, MESTERELON, YERELLEŞME, PERELENMEK, CERELENMEK
ÇERELTMEK, BERELEMEK, SERELTMEK, PERELEMEK, HERELEMEK, HERELTMEK, KATTERELİ, CERELEMEK, BERELENME, BERELTMEK, TESTERELİ, TERELELLİ, YERELMASI, MOZERELLA, PENCERELİ, ÇERELMEYH
GERELMEK, KÖSERELİ, KERELMEK, TERELMEK, SEMERELİ, ŞECERELİ, SECERELİ, BERELEME, CERELMEK, ÇERELMEK
NERELIG, VERELLİ, YERELMA, DERELİK, MERELDİ, HERELLİ, GERELTİ, DERELER
KERELE, HERELİ, GERELİ, BERELİ, ERELİK, PERELİ, DERELİ, NERELİ
ZEREL, MEREL, YEREL, ERELİ, GEREL, HEREL
EREL
EREL
Eli güçlü olan.
DEJENERELEŞME
Dejenereleşmek işi.
BERELENEBİLMEK
Berelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
YERELLEŞTİRMEK
Yerel duruma getirmek.
BERELEYEBİLME
Bereleyebilmek işi.
DERELİTÜTÜNCÜK
Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BERELEYEBİLMEK
Bereleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TESTERELEMEK
Testere ile kesmek.
SÖLENTERELER
(Coelenterata), olmak üzere 2 filumu vardır.
YERELLEŞTİRME
Yerelleştirmek işi.
PERELENDİRMEK
Kuşu yuvasından soğutmak, kaçırtmak.
DEJENERELEŞMEK
Soysuzlaşmak. Yozlaşmak.
MORTİERELLOZİS
Sığırlarda nekrotik pnömoni ve yavru atmayla belirgin akut seyirli Mortierella wolfii'nin oluşturduğu mantar hastalığı. Yavru atma veya doğumdan sonra, enfekte ineklerde akut fibrinli-nekrotik pnömoni görülebilir.
GİBERELLİNLER
Bitki büyümesini etkileyen bir grup madde. Bazı tohumlarda enzim sentezini uyararak diyapozu kıran, gelişmeyle ilgili pek çok etkisi bulunan doğal bitki büyüme hormonu.
BERELENEBİLME
Berelenebilmek işi.
CENDERELEŞMEK
Manevi baskı altında mücadele etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FRAKSİYON
Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.
BERELENMEK
Bereli duruma gelmek.
ENFEKSİYON
Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.
BRİZBİZ
Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.
KÜPEŞTE
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk, parapet. Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılmış olan dolgu set, parapet.
CENDERELEŞME
Cendereleşmek işi.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
BERELEME
Berelemek işi.
DENİZLİK
Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.
BERELEMEK
Bereli duruma getirmek.
FERFORJE
Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
LODOS
Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel. Bu rüzgârın estiği gün veya zaman. Güneybatı 225°'lik yön.
DOMESTİK
İç, ülke içi. Yerel, yerli. Evcil.
BERELENME
Berelenmek işi.
FIRILDAK
Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ÇİRKİN
Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı. Karanlık, dalavereli, şüpheli. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz).
BERTİLMEK
İncinmek, burkulmak. Berelenmek, yaralanmak. Morarmak, çürümek.
KÜLT
Din (I). Belli bir dönemde aşırı ilgi gören film vb. Yerel özellikler taşıyan dinî törenler.