Kelimeler arşivi içinde; başında "erem" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. erem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu erem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EREMBÜK, EREMEKE, EREMEKİ
EREMEK, EREMİK, EREMÜK
EREM
EREM
Kadınların giydikleri çarşaf. Bir işe gönüllü, istekli olma.
EREMEKE
Gerçekten. Bol bol, geniş geniş, sere serpe. Yetişkin: Eremeke kadınlar gibi her işe karışma. Üşenmeden.
EREMBÜK
Zayıf, çelimsiz insan ve hayvan.
EREMEK
Gerçekten.
EREMİK
Kısır, hiç doğurmayan insan ya da hayvan. Cılız kalmış, büyüyememiş. Hiç doğurmadığı için koşumda kullanılan kısır manda. Göğsü olmayan, göğsü büyümemiş kız ya da kadın. Ürün, döl vermeyen canlı.
EREMÜK
Ekinlerin içinde sararmış olanı. Olgunluk belirtileri (bitkiler için).
EREMEKİ
Bir çeşit ot.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
STREPTOMİSİN
Verem basili, şarbon, difteri, veba, menenjit, zatürre vb. hastalıklara sebep olan mikroplara karşı kullanılan bir antibiyotik.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
SAYGIDEĞER
Kendisine saygı gösterilmeye değer, muhterem.
İYİLİK
İyi olma durumu, salah. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik. Karşılık beklenilmeden yapılmış olan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. Yarar ya da elverişlilik, nimet.
SANATORYUM
Özellikle veremli hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık kuruluşu.
KOYUN
Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.
İLZAM
Cevap veremez duruma getirme, susturma. Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma.
PEREMECİ
Pereme kullanan veya yapan kimse.
MÜTEVERRİM
Veremli.
HAPTETMEK
Karşısındakini susturmak, cevap veremez durumunda bırakmak.
TEREBENTİN
Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine, terementi.
MENEVİŞ
Hare. Terementi ağacının tohumu.
KELAYNAK
Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, uzun gagalı bir kuş (Geronticus eremita).
TÖREN
Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim. Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni.
KOYULAŞTIRMA
Koyulaştırmak işi. İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
SİLİK
Üstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan. Kendini gösteremeden. Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan.
TEVERRÜM
Verem olma.
PREVANTORYUM
Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.