Kelimeler arşivinde; içinde "efe" olan, toplam 283 tane kelime bulunuyor. İçerisinde efe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu efe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında efe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜTEFERRİKABAŞI, NEFESLENEBİLMEK, PİREFENDİDERESİ
HANIMEFENDİLİK, DEFEDİLEBİLMEK, DEFERENTEKTOMİ, NEFESLENEBİLME
EFENDİBABACIK, ALİEFENDİOĞLU, DEFEDİLEBİLME, DEFERROKSAMİN, EFENDİKÖPRÜSÜ, SEFERBEYLİYİN
BAŞEFENDİLİK, BEYEFENDİLİK, FELSEFECİLİK, TEFERRUATSIZ, DEFEDEBİLMEK, DEFEDİVERMEK, DEFERENTİTİS, EFENDİCESİNE, MEFENOKSALON, PSÖDOEFEDRİN, SEFERIŞIKLAR, SEFERİBİLLİK, SEFERİBİRLİK
BALIKNEFESİ, HANIMEFENDİ, MÜTEFERRİKA, NEFESLENMEK, SEFERBERLİK, SEFERİHİSAR, TEFERRUATLI, TIKNEFESLİK, DEFEATLERCE, DEFEDEBİLME, DEFEDİVERME, GAFUREFENDİ, HASANEFENDİ, KADINEFENDİ, KÜNEFECİLİK, NEFELOMETRE, NEFELOMETRİ, SEFERBERLİG, SEFERBİRLUK, ŞAHİNEFENDİ, YUNUSEFENDİ, YÜSÜFEFENDİ
EFENDİBABA, KEFENLEMEK, MÜTEFEKKİR, MÜTEFENNİN, MÜTEFERRİK, NEFESLEMEK, NEFESLENME, REFERANDUM, SEYRÜSEFER, DEFEDİLMEK, DEFEKASYON, DEFELENMEK, EFENÇUKURU, EMİNEFENDİ, KEFELALESİ, KEFELEŞMEK, KEFENCİLİK, KEFENLEYİŞ, KEFERETSİZ, KÜÇÜKNEFES, LEFELENMEK, NEFELENMEK, SEFERUŞAĞI, TEFETEFELÜ
BAŞEFENDİ, BEYEFENDİ, EFELENMEK, EFELEŞMEK, EFENDİLİK, FELSEFECİ, KEFELEMEK, KEFENLEME, MUHALEFET, NEFESLEME, TEFECİLİK, TEFERRUAT, TELEFERİK, ALİEFENDİ, CEFERLİYH, DEFEDİLİŞ, DEFEDİLME, EFELEKOTU, EFENDİCİK, EFENDİKÖY, HACISEFER, KEFENİMSİ, KELEFETİR, KILEFETLİ, SEFERİYET, TENKNEFES, YEFELEMEK, ZEREFETÇİ
DEFETMEK, EFELENİŞ, EFELENME, EFELEŞME, EFENDİCE, KEFELEME, KEFENLİK, KEFENSİZ, NEFESLİK, REFERANS, REFETMEK, SEFERBER, SEFERLİK, TEFEHHÜM, TEFEKKÜR, TEFERRÜÇ, TEFERRÜT, TEFESSÜH, TEFEVVUK, TEFEYYÜZ, TIKNEFES, BEFENYUM, CEFERLİH, CEFERLİK, DEFEKTİF, DEFEKTUS, DEFENSİN, DEFERENS, EFEAĞILI, EFELEKLİ, Devamını Oku »»
DEFETME, EFEKTİF, EFEMİNE, EFENDİM, FELSEFE, KEFENCİ, KEFENLİ, KEFESİZ, MEKSEFE, MUAREFE, NEFESLİ, REFETME, SEFERLİ, TEFENNİ, AKTEFEK, ÇERŞEFE, DEFEDİŞ, EFEDRİN, EFEKOTU, EFEKTÖR, EFETUFA, FELEFEŞ, GALEFET, GAYSEFE, GESEFET, GEYSEFE, HEFELCİ, KAYSEFE, KEFENGİ, KELEFET, Devamını Oku »»
EFELEK, EFELİK, EFENDİ, HAŞEFE, KEFEKİ, KEFELİ, KEFERE, KÜNEFE, TEFECİ, TEFELİ, TEFEÜL, ALEFET, ALİEFE, CANEFE, CÜREFE, DEFEKT, DEFELÜ, EFEDİK, EFEKAN, EFEKÖY, EFELER, EFENEK, EFERİM, EFESEK, EFEYİK, GASEFE, GESEFE, HASEFE, HEFELİ, İSGEFE, Devamını Oku »»
EFECE, EFEKT, KEFEN, NEFER, NEFES, SEFER, ALEFE, CEFEK, ÇEFET, DEFEM, EFEDİ, EFELİ, EFENG, EFENK, ELEFE, EREFE, GEFEL, HEFEK, İLEFE, KEFEK, KEFER, KEFES, NEFEL, REFEH, REFET, SEFEN, TEFEK, ÜLEFE, ZEFER
KEFE, TEFE, DEFE, EFEK, EFEN, SEFE
EFE
EFE
Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek. Ağabey. Kaptan. Kabadayı.
DEFEDİLEBİLME
Defedilebilmek işi.
MÜTEFERRİKABAŞI
Saray müteferrikalarının başı.
EFENDİKÖPRÜSÜ
Kütahya şehrinde, Çavdarhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
NEFESLENEBİLME
Nefeslenebilmek işi.
BAŞEFENDİLİK
Başefendi olma durumu.
SEFERBEYLİYİN
Seferberliğin.
NEFESLENEBİLMEK
Nefeslenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HANIMEFENDİLİK
Hanımefendi olma durumu ve özelliği.
ALİEFENDİOĞLU
İçel şehrinde, Tarsus ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
PİREFENDİDERESİ
Sinop kenti, Boyabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DEFEDİLEBİLMEK
Defedilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EFENDİBABACIK
Efendibaba sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi.
DEFERROKSAMİN
Streptococcus pilosus' dan demirli şelat hâlinde elde edilen, sonradan demiri uzaklaştırılarak demirle zehirlenmelerde demirin sindirim kanalında çöktürülmesi ve emiliminin engellenmesi amacıyla sistemik antidot olarak kullanılan madde.
DEFERENTEKTOMİ
Sperma kanalının cerrahi işlemle çıkarılmasıyla yapılan kısırlaştırma.
BEYEFENDİLİK
Beyefendi olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EFE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
AYRILAŞMA
Ayrılaşmak durumu, teferrüt.
ASTIM
Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı.
BAŞÇIK
Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık, haşefe.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AYRILAŞMAK
Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.
BAŞVURU
Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
BİLGELİK
Bilge olma durumu ve niteliği. İlk Çağ felsefesinde kendini tanımanın bilgisi, vukuf. Bilgi, hikmet.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
AYRINTILI
Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.