Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ege" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ege ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ege olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ege olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAŞDELEGE
EKİNNEGE
KÖSTEGE
BÖTEGE, CÖNEGE, SÜREGE, DİLEGE, DELEGE, HÖREGE, MÜŞEGE, SEDEGE
GEGE, YEGE, TEGE, SEGE, HEGE, ÇEGE, BEGE
EGE
EGE
Veli.
TEGE
Teke, erkek keçi.
YEGE
Demir törpü. Eğe. Ürkmek, korkmak, korkudan ürpermek.
SÜREGE
Parçalara ayrılarak ekilen tarla.
SEGE
Oturmak için evlerin önüne taş veya çamurdan yapılan set, seki.
MÜŞEGE
Kötü kendir. Kendirin kökünden çıkan lifler.
KÖSTEGE
Çoban.
BÖTEGE
Kuş, tavuk, hindi midesi.
BAŞDELEGE
Bilimsel veya diplomatik bir etkinlikte katılımcı gruba başkanlık eden kimse.
DELEGE
Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, elçi, murahhas. Devlet, parti, sendika vb. kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse. Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse, katılımcı.
SEDEGE
Sadaka.
DİLEGE
Güzel ve düzgün konuşan.
EKİNNEGE
Dağ aralarında ya da tepelerde, yamaçlar üzerinde bulunan düz ve verimli yerler.
HÖREGE
Çocuk muşambası.
GEGE
Gaga. Taş, toprak, kum taşımaya yarayan sedye şeklinde bir çeşit araç, teskere. Çelimsiz, zayıf, cüce (kimse). Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Baston: Gegeyi ver dedem camiye gidecek. Beceriksiz, eli işe yatkın olmayan. Peltek konuşan kişi. Çörek. Eğri çizgi. Geveze. Meyve dallarını eymek ya da davarları yakalamakta kullanılan ucu çengelli sırık. Saplı, sapsız ağaç ya da demir çengel.
CÖNEGE
Tosun, erkek dana.
Bu bölümde tanımı içerisinde EGE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİĞNEMEK
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.
BENGİ
Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz, ebedî. Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri.
CUMHURİYET
Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi. Cumhuriyet altını.
BUYRUK
Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.
EGEMENLİK
Egemen olma durumu. Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.
DENİZLİ
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
DİKTATÖRLÜK
Diktatör olma durumu. Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen. Bir diktatör tarafından yönetilen ülke.
AFYONKARAHİSAR
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
BİAT
Bir kimsenin egemenliğini tanıma. Osmanlı Devleti'nde padişah öldüğünde tahta geçecek oğlunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul edilip onaylanması.
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
EFSANE
Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb. Olağanüstü bir başarı elde etmiş kimse, kurum vb.
DEMOKRASİ
Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
ALTINBAŞ
Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
BAŞÜLKE
Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke.
DÜNYA
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
DELEGELİK
Delegenin görevi, murahhaslık.
DİYAGONAL
Eğri bir biçimde dokunmuş kumaş. Köşegen.