İçinde BIT geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "bıt" olan, toplam 75 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bıt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu bıt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bıt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

DONUZBITIRAĞI, DOMUZBITIRAĞI, DEMİRBITIRAĞI

12 harfli kelimeler

RABITASIZLIK

11 harfli kelimeler

BITIRLAŞMAK

10 harfli kelimeler

BITDANGILI, DALABITMAK, YALABITMAK

9 harfli kelimeler

ZABITNAME, AKBITIRAK, RABITASIZ, BIYBITMAK, BITTIRMAK

8 harfli kelimeler

BITIRMAK, BITIRĞAN, BITLAMAK, CISCIBIT, BITTILIK, ZIRBITLI, GIBITMAK, RABITALI, BITBIDIK, ZIBITMAK, ABILABIT, ABULABIT, SIBITMAK

7 harfli kelimeler

MURABIT, BITIRAK, BITIRAH, BITIRAG, LABITAK, BITARAK, BITBIDI, GIBITLI

6 harfli kelimeler

BITTIM, ZIRBIT, BITTIŞ, BITRAK, CAMBIT, ZILBIT, CIMBIT, CIRBIT, HABITA, BITTIH, RABITA, ZABITA, BIDBIT, BITBIT, BITDAK, BITDIH, BITDİK, BITICI, BITTIK, BITTIÇ, BITKIN, BITMAK

5 harfli kelimeler

KIBIT, RABIT, ZABIT, BITTI, TABIT, ŞIBIT, PABIT, LABIT, BITIM, ISBIT, BITLA, GIBIT, GABIT, BITIR, ÇABIT, DIBIT, BITIK

4 harfli kelimeler

BITA

3 harfli kelimeler

BIT

Bazı kelimelerin anlamları

BIT

Kadınların cinsiyet organı.

DOMUZBITIRAĞI

Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.

BITTIRMAK

Sıkıştığı yerden birden kurtulmak. Bir şeyi iki parmak arasında sıkıştırıp bastırarak ileriye fırlatmak.

BIYBITMAK

Üşüyüp, titreyerek büzülmek.

RABITASIZ

Düzensiz, birbirini tutmaz. Bağlantısız. Birbirine bağlı ya da tutarlı olmadan. Ağırbaşlı olmayan, tutarsız.

BITIRMAK

Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu. Sevinçten taşkınlık yapmak.

BITDANGILI

Çocukların, komşu evlerin bacalarına oyun olsun diye salladıkları torba.

DONUZBITIRAĞI

Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.

YALABITMAK

Işık saçarak aydınlatmak. Parlatmak, cilalamak. Tıraş ederek parlatıp güzelleştirmek. Çabucak işi bitirmek: İki kişi, beş dönüm yerin çapasını yalabıttık. Öfkeyle, hızlı vurmak, dövmek. Parlatmak. Güzelleştirmek. Parlatmak, parıldatmak.

AKBITIRAK

Tarlalarda yetişen zararlı ve dikenli bir ot.

DEMİRBITIRAĞI

Çobankalgıdan da denilen, dikenli, battığı zaman dikeni çok acıtan bir ot.

RABITASIZLIK

Rabıtasız olma durumu.

BITIRĞAN

Tarlalarda biten, dikenli bir çeşit yaban otu.

ZABITNAME

Tutanak.

DALABITMAK

Silkmek.

BITIRLAŞMAK

Gamsızlaşmak, arsızlaşmak. At, kapalı yerde çok kalmaktan, yiyip içmekten huysuzlaşmak.

  -   -   -  

Anlamında BIT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAĞLANTILI

Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

DIBIT

Geveze: Neye dıbıtlık yapıyorsun.

İLLİYYET

nedensellik. -rabıtası: nedensellik bağı.

ZABITA

Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim. Belediye zabıtası.

TUTANAK

Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.

DÜZGÜN

Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

GIBIT

Yazın süt, yoğurt, su taşımaya yarayan keçi ya da koyun derisinden yapılan kap: Babam yayladan bir gıbıt yoğurt getirdi.

BITIR

Gamsız, düşüncesiz. Kapalı yerde kaldığından dolayı huysuzlaşan hayvan. Fazla beslenmeden dolayı azgınlaşmış hayvan. Bıtır, üreğen.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

ŞEHREMANETİ

Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Belediye.

BAĞLAÇ

Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır.

POLİS

Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.

LABIT

Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Kez : Bu labıt ver. Saç üstündeki yufka ekmeği çevirmeğe yarayan tahta kürek, bisleğeç. Çift sürülürken saban demirindeki pislikleri temizlemekte kullanılan, üçgen biçiminde demir ağızı ile uzun ve sağlam deynekten tutulacak yeri olan araç. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).

BÖCEKBAŞI

Osmanlı Devleti'nde zabıta görevlisi.

MARABUT

Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.

BITMAK

Sıkıştığı yerden birden kurtulmak: Balık elimden bıttı.

GIBITLI

Büyük karınlı, şişman kimse: Ali'nin dedesi gıbıtlı bir insandır.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

RAPATA

Yufka ekmeğini tandıra yapıştırmak için kullanılan, içi ot ya da paçavra dolu, yastık biçiminde araç. Ekmeği tandırın iç yüzüne yapıştırmakta kullanılan, içi ot ya da paçavra dolu yastık biçiminde bir araç. Arapça kökenli rabıta: Açılmış hamurun üzerine serilerek tandıra vurulan, yapıştırılan, bir yüzü ağaç örgü, diğer yüzü yastık biçiminde eşya (Erzincan Merkez). Ekmek yapılacak hamuru tandıra yapıştırmada kullanılan yastık biçiminde bir alet. Fırıncıların ekmek yaparken kullandıkları içi saman dolu yastık (Ebilhindi Erzurum).