Kelimeler arşivinde; içinde "bıt" olan, toplam 75 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bıt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bıt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bıt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DONUZBITIRAĞI, DOMUZBITIRAĞI, DEMİRBITIRAĞI
RABITASIZLIK
BITIRLAŞMAK
BITDANGILI, DALABITMAK, YALABITMAK
ZABITNAME, AKBITIRAK, RABITASIZ, BIYBITMAK, BITTIRMAK
BITIRMAK, BITIRĞAN, BITLAMAK, CISCIBIT, BITTILIK, ZIRBITLI, GIBITMAK, RABITALI, BITBIDIK, ZIBITMAK, ABILABIT, ABULABIT, SIBITMAK
MURABIT, BITIRAK, BITIRAH, BITIRAG, LABITAK, BITARAK, BITBIDI, GIBITLI
BITTIM, ZIRBIT, BITTIŞ, BITRAK, CAMBIT, ZILBIT, CIMBIT, CIRBIT, HABITA, BITTIH, RABITA, ZABITA, BIDBIT, BITBIT, BITDAK, BITDIH, BITDİK, BITICI, BITTIK, BITTIÇ, BITKIN, BITMAK
KIBIT, RABIT, ZABIT, BITTI, TABIT, ŞIBIT, PABIT, LABIT, BITIM, ISBIT, BITLA, GIBIT, GABIT, BITIR, ÇABIT, DIBIT, BITIK
BITA
BIT
BIT
Kadınların cinsiyet organı.
DOMUZBITIRAĞI
Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.
BITTIRMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak. Bir şeyi iki parmak arasında sıkıştırıp bastırarak ileriye fırlatmak.
BIYBITMAK
Üşüyüp, titreyerek büzülmek.
RABITASIZ
Düzensiz, birbirini tutmaz. Bağlantısız. Birbirine bağlı ya da tutarlı olmadan. Ağırbaşlı olmayan, tutarsız.
BITIRMAK
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu. Sevinçten taşkınlık yapmak.
BITDANGILI
Çocukların, komşu evlerin bacalarına oyun olsun diye salladıkları torba.
DONUZBITIRAĞI
Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.
YALABITMAK
Işık saçarak aydınlatmak. Parlatmak, cilalamak. Tıraş ederek parlatıp güzelleştirmek. Çabucak işi bitirmek: İki kişi, beş dönüm yerin çapasını yalabıttık. Öfkeyle, hızlı vurmak, dövmek. Parlatmak. Güzelleştirmek. Parlatmak, parıldatmak.
AKBITIRAK
Tarlalarda yetişen zararlı ve dikenli bir ot.
DEMİRBITIRAĞI
Çobankalgıdan da denilen, dikenli, battığı zaman dikeni çok acıtan bir ot.
RABITASIZLIK
Rabıtasız olma durumu.
BITIRĞAN
Tarlalarda biten, dikenli bir çeşit yaban otu.
ZABITNAME
Tutanak.
DALABITMAK
Silkmek.
BITIRLAŞMAK
Gamsızlaşmak, arsızlaşmak. At, kapalı yerde çok kalmaktan, yiyip içmekten huysuzlaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞLANTILI
Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
DIBIT
Geveze: Neye dıbıtlık yapıyorsun.
İLLİYYET
nedensellik. -rabıtası: nedensellik bağı.
ZABITA
Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim. Belediye zabıtası.
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.
DÜZGÜN
Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
GIBIT
Yazın süt, yoğurt, su taşımaya yarayan keçi ya da koyun derisinden yapılan kap: Babam yayladan bir gıbıt yoğurt getirdi.
BITIR
Gamsız, düşüncesiz. Kapalı yerde kaldığından dolayı huysuzlaşan hayvan. Fazla beslenmeden dolayı azgınlaşmış hayvan. Bıtır, üreğen.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
ŞEHREMANETİ
Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Belediye.
BAĞLAÇ
Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır.
POLİS
Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.
LABIT
Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Kez : Bu labıt ver. Saç üstündeki yufka ekmeği çevirmeğe yarayan tahta kürek, bisleğeç. Çift sürülürken saban demirindeki pislikleri temizlemekte kullanılan, üçgen biçiminde demir ağızı ile uzun ve sağlam deynekten tutulacak yeri olan araç. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).
BÖCEKBAŞI
Osmanlı Devleti'nde zabıta görevlisi.
MARABUT
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.
BITMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak: Balık elimden bıttı.
GIBITLI
Büyük karınlı, şişman kimse: Ali'nin dedesi gıbıtlı bir insandır.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
RAPATA
Yufka ekmeğini tandıra yapıştırmak için kullanılan, içi ot ya da paçavra dolu, yastık biçiminde araç. Ekmeği tandırın iç yüzüne yapıştırmakta kullanılan, içi ot ya da paçavra dolu yastık biçiminde bir araç. Arapça kökenli rabıta: Açılmış hamurun üzerine serilerek tandıra vurulan, yapıştırılan, bir yüzü ağaç örgü, diğer yüzü yastık biçiminde eşya (Erzincan Merkez). Ekmek yapılacak hamuru tandıra yapıştırmada kullanılan yastık biçiminde bir alet. Fırıncıların ekmek yaparken kullandıkları içi saman dolu yastık (Ebilhindi Erzurum).