Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bıt" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bıt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bıt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CISCIBIT, ABILABIT, ABULABIT
MURABIT
ZIRBIT, CIRBIT, CIMBIT, CAMBIT, BITBIT, BIDBIT, ZILBIT
TABIT, ÇABIT, ŞIBIT, PABIT, LABIT, KIBIT, ISBIT, GIBIT, GABIT, DIBIT, ZABIT, RABIT
BIT
BIT
Kadınların cinsiyet organı.
ŞIBIT
Bir çeşit balık.
PABIT
Kestane.
CAMBIT
Bağ bozulduktan sonra yetişen küçük taneli, döküntü üzüm.
BITBIT
Geveze. İnce bulgur.
CISCIBIT
Sırsıklam.
ABILABIT
Obur, çok yiyen.
ZILBIT
Yemeği yapılan bir kır bitkisi.
CIMBIT
Cımbız. Yemek çatalı. Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar.
MURABIT
Savaşçı derviş. Marabut.
ZIRBIT
Ağır. Oynak, yerinde duramaz.
BIDBIT
Geveze.
TABIT
Arapça kökenli tâbut: tabut. Tabut.
ABULABIT
Ahmak, budala, sersem, aptal.
CIRBIT
Tohumlu pamuğa, toplarken takılan çöp ve yaprak parçaları. Çapak. Göz çapağı.
ÇABIT
Paçavra, eski bez parçası.
Bu bölümde tanımı içerisinde BIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞEHREMANETİ
Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Belediye.
RABITASIZLIK
Rabıtasız olma durumu.
BAĞLAÇ
Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır.
BÖCEKBAŞI
Osmanlı Devleti'nde zabıta görevlisi.
BITMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak: Balık elimden bıttı.
İLLİYYET
nedensellik. -rabıtası: nedensellik bağı.
LABIT
Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Kez : Bu labıt ver. Saç üstündeki yufka ekmeği çevirmeğe yarayan tahta kürek, bisleğeç. Çift sürülürken saban demirindeki pislikleri temizlemekte kullanılan, üçgen biçiminde demir ağızı ile uzun ve sağlam deynekten tutulacak yeri olan araç. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).
GIBITLI
Büyük karınlı, şişman kimse: Ali'nin dedesi gıbıtlı bir insandır.
POLİS
Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.
DÜZGÜN
Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
BITIR
Gamsız, düşüncesiz. Kapalı yerde kaldığından dolayı huysuzlaşan hayvan. Fazla beslenmeden dolayı azgınlaşmış hayvan. Bıtır, üreğen.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
DIBIT
Geveze: Neye dıbıtlık yapıyorsun.
GIBIT
Yazın süt, yoğurt, su taşımaya yarayan keçi ya da koyun derisinden yapılan kap: Babam yayladan bir gıbıt yoğurt getirdi.
ZABITA
Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim. Belediye zabıtası.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
MARABUT
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.
BAĞLANTILI
Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.