Kelimeler arşivi içinde; başında "bıt" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. bıt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bıt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BITIRLAŞMAK
BITDANGILI
BITTIRMAK
BITIRMAK, BITIRĞAN, BITLAMAK, BITTILIK, BITBIDIK
BITIRAG, BITIRAH, BITIRAK, BITBIDI, BITARAK
BITTIM, BITTIK, BITTIH, BITTIÇ, BITRAK, BITMAK, BITTIŞ, BITKIN, BITICI, BITDİK, BITDIH, BITDAK, BITBIT
BITLA, BITIR, BITIM, BITIK, BITTI
BIT
Kadınların cinsiyet organı.
BITARAK
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu.
BITBIDIK
Tavuğun öterken çıkardığı ses. Bıldırcın.
BITIRAG
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu.
BITBIDI
Geveze.
BITTIK
Kadınların cinsiyet organı.
BITIRLAŞMAK
Gamsızlaşmak, arsızlaşmak. At, kapalı yerde çok kalmaktan, yiyip içmekten huysuzlaşmak.
BITLAMAK
Yerli yersiz durmadan konuşmak.
BITTIRMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak. Bir şeyi iki parmak arasında sıkıştırıp bastırarak ileriye fırlatmak.
BITTILIK
Topaç.
BITIRMAK
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu. Sevinçten taşkınlık yapmak.
BITIRĞAN
Tarlalarda biten, dikenli bir çeşit yaban otu.
BITIRAK
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu. Tarlalarda biten, dikenli bir çeşit yaban otu. Sert çelikten yapılan bıçakları eğeleme sırasında dökülen demir parçaları. (Senirkent Isparta).
BITIRAH
Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu.
BITDANGILI
Çocukların, komşu evlerin bacalarına oyun olsun diye salladıkları torba.
BITTIM
Fıstık cinsinden meyve.
Bu bölümde tanımı içerisinde BIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞEHREMANETİ
Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Belediye.
LABIT
Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Kez : Bu labıt ver. Saç üstündeki yufka ekmeği çevirmeğe yarayan tahta kürek, bisleğeç. Çift sürülürken saban demirindeki pislikleri temizlemekte kullanılan, üçgen biçiminde demir ağızı ile uzun ve sağlam deynekten tutulacak yeri olan araç. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).
BAĞLANTILI
Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.
BITMAK
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak: Balık elimden bıttı.
GIBIT
Yazın süt, yoğurt, su taşımaya yarayan keçi ya da koyun derisinden yapılan kap: Babam yayladan bir gıbıt yoğurt getirdi.
BITIR
Gamsız, düşüncesiz. Kapalı yerde kaldığından dolayı huysuzlaşan hayvan. Fazla beslenmeden dolayı azgınlaşmış hayvan. Bıtır, üreğen.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
DIBIT
Geveze: Neye dıbıtlık yapıyorsun.
POLİS
Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
MARABUT
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.
RABITASIZLIK
Rabıtasız olma durumu.
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.
İLLİYYET
nedensellik. -rabıtası: nedensellik bağı.
BÖCEKBAŞI
Osmanlı Devleti'nde zabıta görevlisi.
ZABITA
Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim. Belediye zabıtası.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
DÜZGÜN
Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
GIBITLI
Büyük karınlı, şişman kimse: Ali'nin dedesi gıbıtlı bir insandır.
BAĞLAÇ
Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır.