Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bız" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bız ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bız olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bız olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DILDIZBIZ, ALADARBIZ
YANKABIZ, MUNKABIZ, DILDIBIZ
DIRABIZ, ILIMBIZ, CINIBIZ
CIMBIZ, DARBIZ, NARBIZ, LIPBIZ, BIZBIZ, DIRBIZ, DOMBIZ, GIRBIZ, KIRBIZ, KILBIZ, CIZBIZ
HABIZ, YABIZ, KIBIZ, ILBIZ, CIBIZ, KABIZ, NABIZ, DIBIZ
BIZ
BIZ
Biz, birinci çokluk zamiri. Üçgen ya da kare kesitli, sivri uçlu, saplı el aracı .Küçük delikleri delmeye yarar.
NARBIZ
Yabannanesi.
DOMBIZ
Domuz.
DILDIBIZ
Düşkün, aşağılık kimse: Öyle dıldıbızların sözüne bakma. Yoksul. Saçı tamamen dökülmüş, tepesi açık kişi. Çırılçıplak.
DIRABIZ
Oda tabanında kalın direklerin arasına konulmak için özel olarak yapılmış tahta.
DARBIZ
Rutubet, nem. Nemli toprak. Hasattan sonra tarlayı sürerek, nemlendirerek tava getirme, tavlanmış toprak. Yeni dikilen sebzelerin dibinin çapalanması.
ILIMBIZ
Yıldırım.
CINIBIZ
Zayıf, çelimsiz fakat kurnaz olan çocuk.
CIMBIZ
Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.
ALADARBIZ
Yarı-ıslak, yarı kuru, az tavlı toprak: Bizim tarla daha aladarbız. Tava gelmemiş, kuru toprak.
LIPBIZ
Çıplak. Kel.
DILDIZBIZ
Kel, cascavlak, saçsız.
BIZBIZ
Davula sol elle vurulan ince değnek.
DIRBIZ
Yaş odun.
YANKABIZ
Kötü, kaba, aksi. Haylaz. Tembel. Düzenci, yalancı. Söz ve davranışlarında dengesiz. Ters, hırçın. Düzenci.
MUNKABIZ
Büzülmüş, toplanmış. Pekliği olan, peklik çeken. Verimsiz, işe yaramaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde BIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABIZLIK
Kabız.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
KABIZ
Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama, peklik, kabızlık, ishal karşıtı. Alma. Azrail tarafından ruh teslim alınma, ölme. Kavrama, el ile tutma.
DILAK
Bızır.
CIMBIZLAMA
Cımbızlamak işi.
CIMBIZLAMAK
Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
BIZAĞILAMAK
Doğurur gibi, çok güçlük çekmek: Mehmet imtihanı verinceye kadar kaç defa bızağıladı.
İNKIBAZ
Toplanma, büzülme. Kabız. Sıkıntı, keder.
BIZDİLİK
Tepe: Ağacın bızdiliği.
CIMBIZCILIK
Cımbızcının yaptığı iş.
KLİTORİS
Bızır.
BIZDIN
Omurga yöresindeki et: Et alırsan bızdından al. Kuyruk sokumu, anüs.
PEKLİK
Pek olma durumu. Sağlamlık, dayanıklılık, direnç. Kabız.
CIMBIZCI
Dokumacılıkta cımbızlama işini yapan kimse.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
PEKLEŞMEK
Sertleşmek, katılaşmak. Güçlenmek, sağlamlaşmak. Kabız olmak.
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
ÖLME
Ölmek durumu, fevt, kabız, uful.
BEKLİK
Ocağa atılan ve uzun müddet yanan ana kütük. Peklik, kabızlık. Nişanda söz kesiminden sonra yapılan merasim. Katılık, sertlik. Söz kesilen kıza takılan takı: Gelinlimize beklik dahdıh. Kuvvet, metanet, salâbet.