Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gan" olan, toplam 267 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIÇIĞILGAN
KARABEZİRGAN, YAĞLIISIRGAN
ALİBEZİRGAN, BOZBAĞIRGAN, FERROMANGAN
AŞINDIRGAN, ELYALAYGAN
BALDIRGAN, SALDIRGAN, BAĞIRTGAN, BICCILGAN, ÇIĞIRTGAN, HARTLAGAN, HINDIRGAN, KARAURGAN, KEDİBOGAN, KISTIRGAN, KOYURTGAN, SUMURTGAN, ŞAKKALGAN, UYARILGAN, YEDİURGAN
ASTRAGAN, BAĞIRGAN, BICIRGAN, BIÇILGAN, BUYURGAN, DARILGAN, DOĞURGAN, KAÇINGAN, KAPILGAN, KASILGAN, KIRILGAN, KISIRGAN, KUDURGAN, OLDURGAN, SAKINGAN, SALANGAN, SARILGAN, SAVURGAN, SIÇIRGAN, SIKILGAN, SOĞURGAN, SOKULGAN, TAKILGAN, BEZİRGAN, ALDANGAN, ATTIRGAN, BADIRGAN, BAHARGAN, BASALGAN, BAŞARGAN, Devamını Oku »»
ALINGAN, ATILGAN, HOLİGAN, ISIRGAN, KORUGAN, OSURGAN, UTANGAN, ACERGAN, ACITGAN, AHILGAN, AKINGAN, AKIRGAN, ALIŞGAN, ANIRGAN, ANLAGAN, ARPAGAN, ARTIGAN, AVUTGAN, AYILGAN, AYIRGAN, AZIRGAN, AZİRGAN, CILIGAN, DADAGAN, DALAGAN, ERİNGAN, GALAGAN, GARAGAN, GÖREGAN, HACEGAN, Devamını Oku »»
DUYGAN, KAYGAN, KORGAN, KURGAN, MANGAN, SLOGAN, YORGAN, AFIGAN, AKAGAN, AYAGAN, BALGAN, BAŞGAN, BULGAN, CINGAN, CIZGAN, ÇALGAN, ÇILGAN, ÇIRGAN, ÇIVGAN, DARGAN, DİRGAN, DURGAN, EMEGAN, GALGAN, GARGAN, GIRGAN, GIYGAN, GÜRGAN, HINGAN, İLAGAN, Devamını Oku »»
AFGAN, ÇİGAN, FİGAN, ORGAN, PAGAN, RUGAN, URGAN, ALGAN, ARGAN, AVGAN, AZGAN, CEGAN, DAGAN, DEGAN, DIGAN, DİGAN, DÜGAN, EFGAN, GAGAN, GOGAN, GUGAN, İSGAN, LAGAN, OLGAN, OSGAN, OZGAN, SAGAN, SOGAN, TAGAN, TIGAN, Devamını Oku »»
EGAN, İGAN, OGAN, UGAN
GAN
GAN
Kan.
BAĞIRTGAN
Geveze, yaygaracı, çok bağıran, gürültücü. Çok ağlayan çocuk.
BALDIRGAN
Baldıran. Şeytantersi.
ÇIĞIRTGAN
Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı. Çok bağıran (kimse, çocuk).
KARABEZİRGAN
Tekirdağ şehrinde, Banarlı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
HINDIRGAN
Düğün davetçisi.
BICCILGAN
Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara.
ELYALAYGAN
Kertenkele.
YAĞLIISIRGAN
Sukestane otu, Serophularıa, Scrophulariacıae.
ALİBEZİRGAN
Erzurum şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
SALDIRGAN
Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan), agresif, mütecaviz.
AŞINDIRGAN
Aşındırma özelliği taşıyan.
YUKARIÇIĞILGAN
Erzurum ili, Karayazı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BOZBAĞIRGAN
Sarmaşık gibi, yaprakları tüylü bir ot.
HARTLAGAN
Ağaçkakan.
FERROMANGAN
Kütlece %50 demir, %50 mangan içeren alaşım.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ALINGANLIK
Alıngan olma durumu.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
AGRESİFLİK
Saldırgan olma durumu.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AGRESİF
Saldırgan.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
ALİFATİK
Açık zincirli olan (organik madde).
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.