Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gar" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HUDAVENDİGAR, HÜDAVENDİGAR, TEPELİTOYGAR
DÜBBÜASGAR, BESTENİGAR, KARABULGAR, KABARÜZGAR
AGARAGAR, NURNİGAR, CARASGAR, BIRANGAR, AKBULGAR, DİLFİGAR, YANANGAR, HOŞNİGAR
KABAGAR, ÜLÜZGAR, ÜŞENGAR, YADİGAR, ÖRÜZGAR, ÖLÜZGAR
KOÇGAR, LANGAR, LAVGAR, LIZGAR, HINGAR, PINGAR, LÜZGAR, HASGAR, PUNGAR, RÜZGAR, SEFGAR, ŞENGAR, ŞILGAR, ŞIVGAR, ŞİVGAR, TONGAR, TULGAR, YANGAR, ZILGAR, ZIVGAR, CIVGAR, BULGAR, ÇINGAR, ÇIVGAR, GARGAR, HANGAR, OTOGAR, TOYGAR, YONGAR, CINGAR, Devamını Oku »»
KUGAR, ZAGAR, ELGAR, GUGAR, ILGAR, ULGAR, LAGAR, HUGAR, RÖGAR, TAGAR, SİGAR, DAGAR, UYGAR, INGAR, ALGAR, AŞGAR, AVGAR, IRGAR, IZGAR, İLGAR, NİGAR
AGAR
GAR
GAR
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu.
YANANGAR
Kıyıdan giden (insan için).
NURNİGAR
Işıklı, aydınlık sevgili.
HUDAVENDİGAR
Amir, hâkim. Osmanlı Padişahı I. Murat'ın sanı.
CARASGAR
Bir halat ve makaralardan oluşan bir çeşit aygıt, palanga.
BIRANGAR
Askerin sağ kanadı.
DİLFİGAR
Gönlü yaralı olan, âşık.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
HÜDAVENDİGAR
Eskişehir kenti, Sivrihisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Osmanlı padişahı I. Murat'a verilen san. Bursa sancağına, sonradan iline verilen ad.
KARABULGAR
Küçük salkımlı bir cins üzüm.
KABARÜZGAR
Bir cins yemeni, pabuç. Lodos.
HOŞNİGAR
Güzel, hoş sevgili.
AKBULGAR
Büyük salkımlı, iri yuvarlak taneli beyaz üzüm.
TEPELİTOYGAR
Tarlakuşu.
BESTENİGAR
Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri.
DÜBBÜASGAR
Küçükayı.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANGARYACILIK
Angaryacı olma durumu.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
AĞRAZ
Garazlar.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
ARPA
Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare). Rüşvet. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
ANTİK
İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
BARBEKÜ
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.
AKMANTAR
Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris).
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
BAMBU
Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.