Kelimeler arşivi içinde; başında "gar" olan, toplam 431 adet kelime bulunmaktadır. gar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GARANTİLEYEBİLMEK
GARANTİLEYEBİLME
GARPLILAŞTIRMAK
GARABÖYÜYHLÜYH, GARDALANDIRMAK, GARPLILAŞTIRMA
GARANTİLETMEK, GARANTİSİZLİK, GARDIROPÇULUK, GARGADÜVELEĞİ, GARINCALANMAK
GARAGABARCUK, GARALTILAMAK, GARANTİLEMEK, GARANTİLETME, GARAVİRLEMEK, GARİPÇETEKKE, GARİPÖLDÜREN, GARPLILAŞMAK, GARREHLENMEK
GARACAOĞLAN, GARAGAVIRGA, GARAMANGARK, GARANTİLEME, GARANTÖRLÜK, GARAZKARLIK, GARAZSIZLIK, GARDAKLAMAK, GARDALANMAK, GARDENPARTİ, GARDİYANLIK, GARGAKÜLÜLÜ, GARGIŞLAMAK, GARIŞDIRMAK, GARIŞTIRMAH, GARİPLEŞMEK, GARİPSENMEK, GARNİTÜRSÜZ, GARPLILAŞMA, GARSALANMAK, GARSAMBALIK, GARSANBALIK
GARADÖŞEME, GARAGAVLIK, GARAGÜLLAP, GARAJCILIK, GARAKLAMAK, GARAMTURAH, GARANTİSİZ, GARARLAMAK, GARAVURGUN, GARAZSIZCA, GARDIROPÇU, GARGABURNU, GARGAGAVUN, GARGARIZMA, GARĞILAMAK, GARIGULLET, GARINCIMAK, GARIŞIKLIK, GARIZIMIZA, GARİBANCIK, GARİBANLIK, GARİPÇİLER, GARİPLEŞME, GARİPSEMEK, GARİPSENME, GARİPSİMEK, GARİPUŞAĞI, GARKLANMAK, GARNABAHAR, GARNAĞIRSI, Devamını Oku »»
GARABAHAR, GARABALIK, GARABASAN, GARABATAH, GARABULUT, GARACİĞER, GARADABAK, GARADÜZEN, GARAEŞGÜN, GARAGALEM, GARAGAVIK, GARAGAVUH, GARAGAVUK, GARAGAYIŞ, GARAGEBİL, GARAGOÇAH, GARAGUCAK, GARAĞABAR, GARAHIMAH, GARAKULAK, GARAKÜTÜK, GARAMAÇCI, GARAMETLİ, GARANTİLİ, GARARTMAH, GARARTMAK, GARASAHIZ, GARASAKIZ, GARATAVIK, GARATAVUK, Devamını Oku »»
GARABÖCÜ, GARABUNA, GARAÇIRA, GARAGADA, GARAGEÇİ, GARAGURA, GARAHMAK, GARAHÜLÜ, GARAKMAK, GARAKOVA, GARALALE, GARALAMA, GARALMAK, GARAMSAL, GARANGAŞ, GARANGUŞ, GARANLIĞ, GARANLIH, GARANLIK, GARANLUH, GARANNIG, GARANNUH, GARANNUK, GARANTÖR, GARARMAH, GARARMAK, GARAVOLA, GARAVRUK, GARAYAĞI, GARAZKAR, Devamını Oku »»
GARABAN, GARABAŞ, GARABET, GARAÇAV, GARADON, GARAFAN, GARAFİL, GARAGAN, GARAGEÇ, GARAGIŞ, GARAGOL, GARAGÜZ, GARAĞAN, GARAĞUL, GARAHAN, GARAHAT, GARAJCI, GARALIH, GARALIK, GARALTI, GARALTU, GARAMAK, GARAMAN, GARAMAT, GARAMBI, GARAMET, GARAMIK, GARAMIT, GARAMSA, GARAMUH, Devamını Oku »»
GARACA, GARACI, GARAĞI, GARAĞU, GARAİP, GARAMA, GARAMİ, GARANA, GARANI, GARAVA, GARAVU, GARBAN, GARBIL, GARÇIN, GARÇİK, GARÇİN, GARDAH, GARDAK, GARDAŞ, GARDEL, GARDEŞ, GARDIŞ, GARECE, GAREKE, GARGAL, GARGAN, GARGAR, GARGEÇ, GARGIN, GARGIŞ, Devamını Oku »»
GARAC, GARAG, GARAJ, GARAK, GARAN, GARAZ, GARBİ, GARCI, GARDA, GARDI, GAREL, GARER, GARET, GARGA, GARGE, GARGI, GARGU, GARĞI, GARĞİ, GARIG, GARIH, GARIK, GARIM, GARIN, GARIŞ, GARIV, GARİG, GARİK, GARİM, GARİP, Devamını Oku »»
GARA, GARB, GARD, GARE, GARI, GARİ, GARK, GARO, GARP, GARS, GART, GARU
GAR
GAR
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu.
GARALTILAMAK
Saklamak, örtmek: Garaltılayıver de görmesinler.
GARDIROPÇULUK
Giydiricilik.
GARAGABARCUK
Yalınayak gezen çocukların ayağında ya da el içinde çıkan bir çeşit çıban.
GARANTİLETME
Garantiletmek işi.
GARGADÜVELEĞİ
Meyvası olan bir çeşit ot.
GARABÖYÜYHLÜYH
Derebeylik.
GARPLILAŞTIRMA
Batılılaştırma.
GARANTİLEMEK
Bir işin gerçekleşmesi için gereken önlemleri almak, sağlama bağlamak.
GARANTİLETMEK
Garantileme işini yaptırmak.
GARANTİSİZLİK
Güvencesizlik.
GARINCALANMAK
Karıncalanmak, uyuşmak.
GARDALANDIRMAK
Büzmek: Makine dikiş dikerken gardalandırıyor.
GARANTİLEYEBİLME
Garantileyebilmek durumu.
GARANTİLEYEBİLMEK
Garantileme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GARPLILAŞTIRMAK
Batılılaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
ANGARYACILIK
Angaryacı olma durumu.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
AKMANTAR
Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris).
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ANTİK
İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.
AĞRAZ
Garazlar.
BARBEKÜ
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
ALAFRANGA
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı. Avrupa kültürüne özgü olan. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse).
ARPA
Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare). Rüşvet. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
BAMBU
Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.