Kelimeler arşivi içinde; başında "gan" olan, toplam 177 adet kelime bulunmaktadır. gan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GANGLİYONÖRİTİS, GANGLİYOSİDOZİS
GANGALAZLAŞMAK, GANGLİYOSİTLER
GANGLİYONİTİS, GANGLİYONÖROM
GANGALLATMAH, GANGALLATMAK
GANDAKLAMAK, GANGALLAMAK, GANGILDAMAK, GANGILDAYIK, GANGLİYİTİS, GANGLİYONİK, GANGLİYOZUS, GANGSTERLİK, GANIKTIRMAK, GANÜLLENMEK
GANCIGTIGI, GANGIRTMAK, GANIKSAMAK, GANİBEYLER, GANNAĞRISI
GANAYAHLI, GANAYAKLI, GANCETMEK, GANCIKMAK, GANCIÖZEK, GANCIRDAK, GANCIRDIK, GANÇLAMAK, GANDIRMAK, GANEZİYON, GANGEÇMEK, GANGILDAH, GANGILDAK, GANGİLMEK, GANGLİYOM, GANGLİYON, GANGULDAK, GANGURGUÇ, GANĞILDAK, GANIRTMAÇ, GANIRTMAK, GANIRTMEÇ, GANİRTMAÇ, GANİRTMEÇ, GANRILMAK, GANŞATMAK, GANŞEHERİ
GANATMAK, GANCIKSI, GANDAGÇI, GANDAHAR, GANDALAH, GANDIRIF, GANDİREF, GANDİRİF, GANDUMAH, GANETMEK, GANGIRAN, GANGLİON, GANGSTER, GANGUDUZ, GANIHMAH, GANIKMAK, GANIRMAH, GANIRMAK, GANIRMUK, GANIRTMA, GANIŞMAK, GANİDAĞI, GANİŞEYH, GANNAÇİT, GANŞAMAK, GANTARGA, GANTARMA, GANYEŞİL, GANZIMAK
GANAKOP, GANAMAK, GANAMAZ, GANATLI, GANAVAZ, GANAVUZ, GANAYAH, GANAZAK, GANDARA, GANELLE, GANEVEZ, GANGALA, GANINDI, GANIRIK, GANİMET, GANKMAK, GANNICA, GANOYİD, GANOYİN, GANTAMA, GANYAŞI, GANYEŞİ
GANALI, GANARA, GANARİ, GANBUR, GANCIĞ, GANCIH, GANCIK, GANCOZ, GANDAK, GANDAN, GANDAR, GANDIK, GANDIL, GANDİL, GANDİŞ, GANERE, GANETE, GANFET, GANGAK, GANGAL, GANGAM, GANGEL, GANGIÇ, GANĞAL, GANINI, GANİME, GANİYE, GANKAK, GANKAL, GANMAH, Devamını Oku »»
GANAD, GANAK, GANAM, GANAT, GANAZ, GANCA, GANEL, GANET, GANGA, GANIK, GANIL, GANIZ, GANİK, GANİL, GANLI, GANNE, GANNI, GANNU, GANNÜ, GANON, GANUH, GANUŞ, GANYA, GANZİ
GANA, GANE, GANG, GANI, GANİ, GANK, GANT
GAN
GAN
Kan.
GANGLİYİTİS
Gangliyonitis.
GANGALAZLAŞMAK
Çok ihtiyarlamak.
GANGILDAMAK
Zayıflamak, kemikleri fırlamak. Çok ihtiyarlamak. Bunamak.
GANGALLAMAK
Herhangi bir şeyi üst üste getirmek.
GANGALLATMAH
Oyunda yenmek.
GANGLİYOSİDOZİS
Enzim bozukluğuna ilgili olarak gangliyositlerin dokularda birikmesi, gelişme geriliği, baş ve bacak titremeleri, körlük, felç, gliozis, miyelin ve nöron kayıplarıyla belirgin bir grup kalıtsal lipit depo hastalığı. GM1 ve GM2 olmak üzere iki farklı formda görülür.
GANGALLATMAK
Gözlerini korkunç şekilde açarak bakmak.
GANGLİYONÖRİTİS
Ganglionitis.
GANGLİYOSİTLER
Beynin boz maddesi ve timüs bezinde bol bulunan, zar lipitlerinin %6 kadarını oluşturan, çok büyük polar başlı, terminal şeker birimleri siyalik asit (N-asetil nöraminik asit) olan kompleks sfingolipitler.
GANGLİYONİTİS
Gangliyonun yangısı. Kuduz, domuzların Teschen hastalığında ve sığırların bulaşıcı rinotrakeitisi için tipik bir bulgudur, gangliyonöritis, gangliyitis.
GANGLİYOZUS
Düğümlü.
GANGILDAYIK
Çok zayıf insan ya da hayvan. İhtiyarlıktan titreyerek yürüyen insan ya da hayvan.
GANGLİYONİK
Gangliyona ait.
GANDAKLAMAK
Hayvan hendeğe düşmek. Tarlada ark açmak.
GANGLİYONÖROM
Çoğunlukla beyin ve kranyal sinir gangliyonları, böbrek üstü bezinin medullası veya otonom gangliyonlardaki çok kutuplu gangliyon hücrelerinden köken alan genellikle köpeklerde görülen iyicil tümör.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
AGRESİFLİK
Saldırgan olma durumu.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
ALİFATİK
Açık zincirli olan (organik madde).
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AGRESİF
Saldırgan.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALINGANLIK
Alıngan olma durumu.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.