EÇKİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eçki" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. eçki ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eçki ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eçki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EÇKİ

Keçi.

  -   -   -  

Anlamında EÇKİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EÇKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SEÇİLMİŞ

Seçerek ayrılmış, güzide. Aynı cinsten olan nesneler arasından iyi ve seçkin olanlar çıktıktan sonra geride kalanlar. Seçimle işbaşına gelen.

MUTENA

Özenilmiş, özenli bir biçimde yapılmış. Seçkin, önemli.

GÜZİDE

Seçkin, seçilmiş, seçme. Aydın, okumuş, seçkin (kimse).

SAKALLI

Sakalı olan. Yaşı geçkin savaş tutsağı.

GÜLDESTE

Seçki.

RAFİNE

Kristalleştirme, damıtma gibi ayırma yöntemleriyle istenmeyen maddelerden arındırılmış (yağ, petrol vb.). Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin.

ANTOLOJİK

Seçki ile ilgili.

GEÇKİNLİK

Geçkin olma durumu.

İNTELİJANS

Aydın, seçkin kimse.

DUYGULANIM

Etkilenme, duygulanma. İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu. Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi. Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim. Duyarlığın harekete geçişi.

KARTALOŞ

Kartlaşmış, yaşı geçkin, kartaloz.

KARTÇA

Gençliği azalmış, yaşı geçkince. Tazeliği azalmış (meyve, sebze).

DEĞME

Değmek işi, temas. Seçkin, seçme. Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele.

ELİT

Seçkin.

MÜMTAZ

Seçkin.

ANTOLOJİ

Seçki.

SEÇKİNCİLİK

Seçkinci olma durumu.

KAYMAK

Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

KALBURÜSTÜ

Seçkin, sivrilmiş, önde gelen. Değerli, güzel. Başarılı.

HAVAS

Nitelikler, özellikler. Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir tür ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı. İleri gelenler, seçkinler. Duyumlar, duygular.