EDEB ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "edeb" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. edeb ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu edeb ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde edeb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

EDEBİYATSEVERLİK

13 harfli kelimeler

EDEBİYATÇILIK, EDEBİYATSEVER

10 harfli kelimeler

EDEBİKELAM, EDEBİYATÇA, EDEBİYATÇI

9 harfli kelimeler

EDEBİLMEK

8 harfli kelimeler

EDEBİLME, EDEBİYAT

7 harfli kelimeler

EDEBSÜZ

6 harfli kelimeler

EDEBEY, EDEBÜK

5 harfli kelimeler

EDEBİ

4 harfli kelimeler

EDEB

Bazı kelimelerin anlamları

EDEB

Arapça kökenli âdâb/edeb: adab; edeb.

EDEBEY

Bursa şehri, İnegöl belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Şehitnusretbey bucağına bağlı bir yer.

EDEBİYATSEVERLİK

Edebiyatsever olma durumu.

EDEBÜK

Erzincan ili, Tercan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

EDEBİYAT

Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

EDEBİYATSEVER

Edebiyata tutkun.

EDEBİLME

Edebilmek işi.

EDEBİYATÇA

Edebiyata uygun, edebiyata benzer.

EDEBİLMEK

Etme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EDEBİ

Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal.

EDEBİYATÇI

Edebiyatla uğraşan kimse, yazıncı, yazın eri. Edebiyat dersi okutan öğretmen.

EDEBİYATÇILIK

Edebiyatçının yaptığı iş, yazıncılık.

EDEBİKELAM

Örtmece.

EDEBSÜZ

Terbiyeden yoksun.

  -   -   -  

Anlamında EDEB bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EDEB geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARABİST

Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.

DEME

Demek işi. Anlam. Atasözü. Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad. Halk edebiyatında şiir. Ağıt.

BEŞLİ

Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.

DİVAN

Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

BAHARİYE

Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside.

DEKADAN

XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

DESTAN

Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, epope. Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri. Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri.

ALTAYİSTİK

Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.

BİÇİM

Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

DERGİ

Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.

AYRINTI

Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.

ÇATI

Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.

BEYAN

Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.

DENİZKESTANESİ

Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisi dikenlilerden bir yumuşakça (Echinus esculentus).

ANLATI

Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

ALTILI

Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.

BURLESK

Sanat alanında ve özellikle edebiyatta rastlanan, komikliğe dayanan bir tür.