Kelimeler arşivi içinde; başında "evk" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. evk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu evk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde evk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EVKAFÇİFTLİĞİ
EVKARLANMAH
EVKAFTEKE, EVKELEMEH, EVKELEMEK, EVKUTLUĞU
EVKİNMEK
EVKURAN
EVKUŞU
EVKAF
EVK
EVK
Yanlış.
EVKELEMEK
Kadın salına salına yürümek. Yerde olan bir şeyi görmeden, ayakla basıp geçmek. Kalburu çalkalayarak kullanmak, elemek.
EVKARLANMAH
Üzülmek.
EVKUŞU
Güvercin.
EVKUTLUĞU
El öpmeden sonra kız tarafının oğlan evine gitmesi.
EVKAF
Vakıflar. Vakıf mallarını yöneten kuruluş.
EVKURAN
Mardin kenti, Savur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
EVKAFÇİFTLİĞİ
İçel şehrinde, Silifke ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
EVKAFTEKE
Manisa şehrinde, Palamut nahiyesine bağlı bir yer.
EVKİNMEK
Taklit etmek, benzetlemek, öykünmek.
EVKELEMEH
Hırpalamak, altına almak.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GASTRONOM
Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse.
DEĞMEK
Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek. Zevk veren şeyler hoşa gitmek. Ulaşmak, erişmek. Değerinde olmak. Eş değerde olmak. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Karşılık olmak. Herhangi bir nitelikte olmak.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
GÜZELLİK
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık. Güzel olan bir kimsenin niteliği. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey.
ETİKETÇİ
Etiket yapıştıran kimse. Makam, mevki vb. şeylere aşırı önem veren kimse.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
ALIKONULMA
Alıkonulmak işi, mevkufiyet.
HAZ
Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk. Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku. Ezgi. Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma.
BARIŞMAK
İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak. Sevmek, zevk almak.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
EHLİZEVK
Zevk ehli.
GÜTMEK
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek. Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak. Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek.
BIZIR
Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm, dılak, klitoris.
DEVLET
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.
HARABATİ
Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen. Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse).
BİRİNCİ
Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.
BEĞENİ
Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, zevk. Herhangi bir konuda güzeli çirkinden ayırma yetisi, gusto.
HAZCILIK
Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti, hedonizm. Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi, hedonizm. Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük, hedonizm.
HEVES
İstek, eğilim, arzu, şevk. Gelip geçici istek.