Sonu EVK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "evk" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu evk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında evk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde evk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

EHLİZEVK

7 harfli kelimeler

KAĞSEVK

6 harfli kelimeler

MAFEVK

4 harfli kelimeler

FEVK, SEVK, ZEVK, ÇEVK, HEVK, ŞEVK

3 harfli kelimeler

EVK

Bazı kelimelerin anlamları

EVK

Yanlış.

HEVK

Uzun bir değneğe bağlanmış üzüm, elma, armut ve benzerleri meyve dizisi.

KAĞSEVK

Balgam.

ŞEVK

İstek, heves.

MAFEVK

Üst. Yukarı.

ÇEVK

Palamut ağacının meyvesi ve tohumu ki tabaklıkta kullanılır. Çevik olan kimse: Çevk gel ha. Senin çocuğun ayağın çevkmiş.

FEVK

Üst. Yukarı.

SEVK

Gönderme, götürme. Sürükleme, itme.

EHLİZEVK

Zevk ehli.

ZEVK

Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Eğlence. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. Tat, lezzet.

  -   -   -  

Anlamında EVK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EVK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

BEĞENİ

Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, zevk. Herhangi bir konuda güzeli çirkinden ayırma yetisi, gusto.

HARABATİ

Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen. Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse).

HAZCILIK

Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti, hedonizm. Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi, hedonizm. Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük, hedonizm.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

HAZ

Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk. Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku. Ezgi. Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma.

BIZIR

Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm, dılak, klitoris.

BARIŞMAK

İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak. Sevmek, zevk almak.

GASTRONOM

Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse.

ETİKETÇİ

Etiket yapıştıran kimse. Makam, mevki vb. şeylere aşırı önem veren kimse.

GÜZELLİK

Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık. Güzel olan bir kimsenin niteliği. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey.

DEVLET

Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

BİRİNCİ

Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

DURUM

Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

DEĞMEK

Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek. Zevk veren şeyler hoşa gitmek. Ulaşmak, erişmek. Değerinde olmak. Eş değerde olmak. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Karşılık olmak. Herhangi bir nitelikte olmak.

GÜTMEK

Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek. Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak. Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek.

HOŞ

Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren. Bununla birlikte. Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde.

HEVES

İstek, eğilim, arzu, şevk. Gelip geçici istek.

ALAKALANMAK

İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.

ALIKONULMA

Alıkonulmak işi, mevkufiyet.