EVE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eve" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. eve ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eve ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

EVENKÖVENCİ, EVENTRASYON

10 harfli kelimeler

EVETLENMEK, EVETİLEMEK

9 harfli kelimeler

EVECENLİK, EVECENNİK, EVETLENME, EVETLEMEK, EVELENMEH, EVELALLAH, EVEKLEMEK, EVEDLEMEK

8 harfli kelimeler

EVEYİKLİ, EVERAĞAR, EVELEMEK, EVEDİNEN, EVECEKLİ, EVETLEME, EVEDALAG

7 harfli kelimeler

EVETİYE, EVENNEH, EVELİSİ, EVELİYH, EVELLİK, EVELASI, EVERMEG, EVERMEK, EVETİCİ, EVESEVE, EVENMEK, EVEDİLE, EVEDİCİ

6 harfli kelimeler

EVECEK, EVEYİK, EVEREK, EVEREN, EVERİM, EVERME, EVEŞİK, EVETÇE, EVECİK, EVEDEN, EVEGEN, EVECEN, EVELCE, EVELDE, EVELEK, EVELEM, EVECÜK, EVELİH, EVELİK, EVEMEK

5 harfli kelimeler

EVETÜ, EVEÇİ, EVEDE, EVEYK, EVEDİ, EVETİ, EVENİ, EVELA, EVERE, EVELİ

4 harfli kelimeler

EVEY, EVET, EVEZ, EVEÇ, EVEF, EVEK, EVEL, EVEN

3 harfli kelimeler

EVE

Bazı kelimelerin anlamları

EVE

Oyunda ebe: Gelin saklambaç oynayalım, men ebe olacağım. Acele, çabuk. Evvel.

EVELALLAH

Kesinlikle, elbette. Allah'a güvenerek.

EVETLENMEK

Acele etmek, acele ettirmek.

EVELENMEH

Çocuk ya da hayvan sırt üstü yatıp, o yana bu yana dönmek.

EVEKLEMEK

Acele etmek, acele ettirmek.

EVETİLEMEK

Acele etmek, acele ettirmek.

EVECENLİK

Acelecilik.

EVETLENME

Tümevarımcı bilimlerde bir gerçekleme sürecinde olguların varsayım ya da öndeyilerdeki beklentilere uygun belirmesi, bk. değille(n)me.

EVERAĞAR

Tezcanlı, ivecen.

EVEDLEMEK

Acele etmek, acele ettirmek.

EVEYİKLİ

Zonguldak ilinde, Eğerci bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

EVETLEMEK

Evet demek, onaylamak.

EVELEMEK

Oyalamak, alıkoymak.

EVENTRASYON

Bağırsakların, özellikle ince bağırsakların, bir kısmının, doğuştan veya kazanılmış nedenlerle karın boşluğu dışına çıkması. Karın boşluğundaki organların dışarı çıkarılması veya çıkması.

EVENKÖVENCİ

Kendi kendine yetişen, yemeği yapılan bir çeşit ot, ebegümeci.

EVECENNİK

Acelecilik.

  -   -   -  

Anlamında EVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYTIŞMAK

Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.

ARZULU

İstekli, hevesli.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ATAMAK

Birini bir göreve getirmek, tayin etmek.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

BARIŞÇI

Barışsever. Barışı amaçlayan, barışı öngören.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

BARIŞÇIL

Barışsever.

ASTİK

Pezevenk.

ATAK

Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

ATANMAK

Bir göreve getirilmek, tayin edilmek.

BABACIL

Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan.

ALAZLAMAK

Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.

BABACANCA

Sevecen, cana yakın. Sevgi ve sevecenlikle, cana yakın olarak.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

ARZU

İstek, dilek. Heves.

ALATURKACI

Alaturka yanlısı kimse. Alaturka müziği seven kimse. Alaturka müziği seslendiren veya çalan kimse.

AKSESUARCI

Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.