Kelimeler arşivi içinde; sonunda "der" olan, toplam 125 adet kelime bulunmaktadır. Sonu der ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında der olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde der olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TELEVİZYONAGİDER
MULTİMİLYARDER
KAYINBİRADER, KIZMABİRADER, YENİİSKENDER
HASBELKADER
KAYINPEDER, BÜYÜKPEDER, KEYFEKEDER, FİLMEGİDER, RESMEGİDER
MİLYARDER, ŞEHBENDER, AKORDEDER, DEFTERDER, EKOSONDER, HEYRENDER, TRANSÜDER
DERBEDER, FRİJİDER, KALENDER, KURANDER, MUKADDER, MÜKEDDER, SEKUNDER, SEMENDER, BİLENDER, CÜHERDER, ÇEMENDER, ÇÖĞENDER, DELBEDER, DİLBEDER, GAMİLDER, GÖRÜMDER, GÜLENDER, İLAKEDER, İSKENDER, KAMİLDER, KEMENDER, LAGMEDER, PEYENDER, PİYENDER, SEKONDER, SELENDER, SERANDER, SERENDER, YOLGİDER
BİRADER, DEKODER, GREYDER, İŞGÜDER, AKÖNDER, ANAKDER, ANEDDER, ANEHDER, AYBEDER, BİLADER, BLENDER, CİMİDER, ÇİNEDER, ERGÜDER, MOZEDER, ÖĞÜNDER, ÖZENDER, ÖZÖNDER, SOMODER, ŞİLEDER, ŞİREDER, UZGİDER
DÖRDER, GÖNDER, MİNDER, TENDER, TRADER, DEFDER, DESDER, GADDER, GELDER, GERDER, GONDER, GÖSDER, GÜLDER, GÜNDER, HEYDER, HOLDER, HOYDER, KADDER, KAFDER, KANDER, KÖNDER, LANDER, MADDER, MEDDER, ONEDER, SAFDER, TEFDER, YÖNDER
EJDER, ENDER, GİDER, HEDER, KADER, KEDER, LİDER, MADER, ÖNDER, PEDER, ALDER, ANDER, BEDER, BIDER, BİDER, ÇADER, EŞDER, GADER, GEDER, GÜDER, MEDER, MİDER, NADER, ORDER, ŞADER
EDER, ODER
DER
DER
Diğer. Ter. Granülsüz endoplazmik retikulum.
FİLMEGİDER
Bir kimsenin, bir nesnenin ya da bir konunun, görünüş ya da işleniş yönünden filme yatkın olması, filmde iyi sonuç vermesi niteliği.
MULTİMİLYARDER
Çok zengin kimse.
ŞEHBENDER
Konsolos.
DEFTERDER
Defterdar.
KIZMABİRADER
Zarla oynanan, karelerde taş yürütüp çeşitli engellerle dolu karelerden oluşan yolu bir an önce bitirmeye dayanan bir oyun türü.
KEYFEKEDER
Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen.
YENİİSKENDER
Balıkesir şehrinde, Şamlı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
RESMEGİDER
(Genel kullanışta) Hoşa giden, güzel ve çekici bir görüntü veren kimse. (Gerçek anlamı) Sinema ve televizyon görüntülerinin gereklerine uygun bir kişinin, benzemin, varlığın, görünümün yalnızca sinema ya da televizyonla ortaya konabilecek bir gücü, güzelliği, gerçeği taşıması durumu.
AKORDEDER
Bir çalgının verdiği seslerin frekanslarını ölçerek onu akortlamaya yardım eden aygıt.
HASBELKADER
Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen. Yazgıdan dolayı.
KAYINBİRADER
Kayın (II).
BÜYÜKPEDER
Büyükbaba, dede.
TELEVİZYONAGİDER
Bir kimsenin, bir nesnenin, bir varlığın ya da görünümün, görünüş ya da işleniş bakımından televizyona yatkın olması, televizyonda iyi sonuç vermesi niteliği.
MİLYARDER
Bir veya daha çok milyarı olan kimse. Maddi varlığı bakımından zengin sayılan kimse.
KAYINPEDER
Kaynata.
Bu bölümde tanımı içerisinde DER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKNE
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKINKAYASI
Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.
AĞRISIZ
Ağrısı olmayan. Dertsiz, tasasız. Ağrı olmaksızın.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.