Sonu DER ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "der" olan, toplam 125 adet kelime bulunmaktadır. Sonu der ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında der olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde der olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

TELEVİZYONAGİDER

14 harfli kelimeler

MULTİMİLYARDER

12 harfli kelimeler

KAYINBİRADER, KIZMABİRADER, YENİİSKENDER

11 harfli kelimeler

HASBELKADER

10 harfli kelimeler

KAYINPEDER, BÜYÜKPEDER, KEYFEKEDER, FİLMEGİDER, RESMEGİDER

9 harfli kelimeler

MİLYARDER, ŞEHBENDER, AKORDEDER, DEFTERDER, EKOSONDER, HEYRENDER, TRANSÜDER

8 harfli kelimeler

DERBEDER, FRİJİDER, KALENDER, KURANDER, MUKADDER, MÜKEDDER, SEKUNDER, SEMENDER, BİLENDER, CÜHERDER, ÇEMENDER, ÇÖĞENDER, DELBEDER, DİLBEDER, GAMİLDER, GÖRÜMDER, GÜLENDER, İLAKEDER, İSKENDER, KAMİLDER, KEMENDER, LAGMEDER, PEYENDER, PİYENDER, SEKONDER, SELENDER, SERANDER, SERENDER, YOLGİDER

7 harfli kelimeler

BİRADER, DEKODER, GREYDER, İŞGÜDER, AKÖNDER, ANAKDER, ANEDDER, ANEHDER, AYBEDER, BİLADER, BLENDER, CİMİDER, ÇİNEDER, ERGÜDER, MOZEDER, ÖĞÜNDER, ÖZENDER, ÖZÖNDER, SOMODER, ŞİLEDER, ŞİREDER, UZGİDER

6 harfli kelimeler

DÖRDER, GÖNDER, MİNDER, TENDER, TRADER, DEFDER, DESDER, GADDER, GELDER, GERDER, GONDER, GÖSDER, GÜLDER, GÜNDER, HEYDER, HOLDER, HOYDER, KADDER, KAFDER, KANDER, KÖNDER, LANDER, MADDER, MEDDER, ONEDER, SAFDER, TEFDER, YÖNDER

5 harfli kelimeler

EJDER, ENDER, GİDER, HEDER, KADER, KEDER, LİDER, MADER, ÖNDER, PEDER, ALDER, ANDER, BEDER, BIDER, BİDER, ÇADER, EŞDER, GADER, GEDER, GÜDER, MEDER, MİDER, NADER, ORDER, ŞADER

4 harfli kelimeler

EDER, ODER

3 harfli kelimeler

DER

Bazı kelimelerin anlamları

DER

Diğer. Ter. Granülsüz endoplazmik retikulum.

KAYINPEDER

Kaynata.

TELEVİZYONAGİDER

Bir kimsenin, bir nesnenin, bir varlığın ya da görünümün, görünüş ya da işleniş bakımından televizyona yatkın olması, televizyonda iyi sonuç vermesi niteliği.

KIZMABİRADER

Zarla oynanan, karelerde taş yürütüp çeşitli engellerle dolu karelerden oluşan yolu bir an önce bitirmeye dayanan bir oyun türü.

AKORDEDER

Bir çalgının verdiği seslerin frekanslarını ölçerek onu akortlamaya yardım eden aygıt.

YENİİSKENDER

Balıkesir şehrinde, Şamlı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

MİLYARDER

Bir veya daha çok milyarı olan kimse. Maddi varlığı bakımından zengin sayılan kimse.

KAYINBİRADER

Kayın (II).

BÜYÜKPEDER

Büyükbaba, dede.

FİLMEGİDER

Bir kimsenin, bir nesnenin ya da bir konunun, görünüş ya da işleniş yönünden filme yatkın olması, filmde iyi sonuç vermesi niteliği.

HASBELKADER

Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen. Yazgıdan dolayı.

RESMEGİDER

(Genel kullanışta) Hoşa giden, güzel ve çekici bir görüntü veren kimse. (Gerçek anlamı) Sinema ve televizyon görüntülerinin gereklerine uygun bir kişinin, benzemin, varlığın, görünümün yalnızca sinema ya da televizyonla ortaya konabilecek bir gücü, güzelliği, gerçeği taşıması durumu.

ŞEHBENDER

Konsolos.

KEYFEKEDER

Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen.

DEFTERDER

Defterdar.

MULTİMİLYARDER

Çok zengin kimse.

  -   -   -  

Anlamında DER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKLAN

Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.

AKAK

Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

AKINKAYASI

Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

AĞRISIZ

Ağrısı olmayan. Dertsiz, tasasız. Ağrı olmaksızın.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ACILI

Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AKŞIN

Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AKNE

Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.