Kelimeler arşivi içinde; sonunda "davar" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu davar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında davar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde davar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAVAR
Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.
KARADAVAR
Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü.
TÜLÜDAVAR
Koyun.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAVAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TUZLA
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer, memleha. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler. Tuzlak.
KIRKIM
Davarların kırkılması işi. Davarların kırkıldıkları mevsim.
KIRKICI
Davarların yün veya kıllarını kırkan kimse, kırkımcı.
KIRKI
Kırkma işi. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.
ARHAÇ
Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları. Hamal semeri, sırta yük alınacağı zaman konulan çul, çuval, keçe parçası, altlık.
ARGEŞ
Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları.
ALACIK
Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak: Bağı beklemek için alacık yapıyoruz. Çul veya keçeden yapılan çadır. Göçebe çadırlarının üzerine konan eğri ağaç, eğilmesi kolay ağaç sürgünü. Bostan korkuluğu. Ormandaki küçük düzlük, ağaçsız yer: Davarı ormandaki alacıkta otlattım. Vücuttaki çok küçük leke: Bu ala sayılmaz, bir alacık. Yaylaya kurulan hasır bir çeşit çadır. Apaçık, açık kalan yer. Çardak, basit barınak, kulübe. Ağaç güme, çadır. Bağ ve bahçelerde yapılan tahta ya da hasır barınak. (Dereköy Uluborlu Isparta; Garibçe Güdül Ankara). Kastamonu şehri, Azdavay ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kastamonu şehrinde, Küre belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BELEZ
Sızı, ağrı. Romatizma. Bir çeşit davar hastalığı ki, hayvan arka ayaklarını hareket ettiremez.
BESİCİ
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse.
BARI
Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).
NOKRA
Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.
SÜREKÇİ
Davar alışverişiyle uğraşan kimse.
AHRAÇ
Sığır ve davar sürülerinin yazın açıkta yattıkları yer. Koyunların yattıkları yer, kuytu yerler.
YOZ
Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan. Yozlaşmış, dejenere. Kısır. Kaba, adi, bayağı. Davar sürüsü.
ARGEÇ
Dokumalarda çözgü üzerine enliliğine atılan ip. Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları. Hafif meyilli yer, bayır. Birinin yapabileceği, becerebileceği iş: Sen elinin argecine karış.
ALEH
Davarı çağırmak için çıkarılan ses, çağrı ünlemi.
HILTAR
Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış.
KOM
Ağıl, davar ağılı. Yayla evi. Bir kimseye ait küçük yerleşim yeri, çiftlik.
ARIH
Temiz, tertemiz, saf, iyi. Hayvanların koşulduğu okun arabaya bağlı olduğu çatal kısım. Zayıf, cılız, sıska. Zayıf. Davarın zayıf olanı, kötüsü, karşılığı arık.