Kelimeler arşivi içinde; başında "davar" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. davar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu davar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde davar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAVAR
DAVAR
Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAVAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHRAÇ
Sığır ve davar sürülerinin yazın açıkta yattıkları yer. Koyunların yattıkları yer, kuytu yerler.
KIRKIM
Davarların kırkılması işi. Davarların kırkıldıkları mevsim.
ARGEŞ
Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları.
TUZLA
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer, memleha. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler. Tuzlak.
HILTAR
Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış.
ARGEÇ
Dokumalarda çözgü üzerine enliliğine atılan ip. Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları. Hafif meyilli yer, bayır. Birinin yapabileceği, becerebileceği iş: Sen elinin argecine karış.
KIRKICI
Davarların yün veya kıllarını kırkan kimse, kırkımcı.
BELEZ
Sızı, ağrı. Romatizma. Bir çeşit davar hastalığı ki, hayvan arka ayaklarını hareket ettiremez.
ALACIK
Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak: Bağı beklemek için alacık yapıyoruz. Çul veya keçeden yapılan çadır. Göçebe çadırlarının üzerine konan eğri ağaç, eğilmesi kolay ağaç sürgünü. Bostan korkuluğu. Ormandaki küçük düzlük, ağaçsız yer: Davarı ormandaki alacıkta otlattım. Vücuttaki çok küçük leke: Bu ala sayılmaz, bir alacık. Yaylaya kurulan hasır bir çeşit çadır. Apaçık, açık kalan yer. Çardak, basit barınak, kulübe. Ağaç güme, çadır. Bağ ve bahçelerde yapılan tahta ya da hasır barınak. (Dereköy Uluborlu Isparta; Garibçe Güdül Ankara). Kastamonu şehri, Azdavay ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kastamonu şehrinde, Küre belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
NOKRA
Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık.
YOZ
Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan. Yozlaşmış, dejenere. Kısır. Kaba, adi, bayağı. Davar sürüsü.
ALEH
Davarı çağırmak için çıkarılan ses, çağrı ünlemi.
SÜREKÇİ
Davar alışverişiyle uğraşan kimse.
KOM
Ağıl, davar ağılı. Yayla evi. Bir kimseye ait küçük yerleşim yeri, çiftlik.
ARHAÇ
Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları. Hamal semeri, sırta yük alınacağı zaman konulan çul, çuval, keçe parçası, altlık.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.
KIRKI
Kırkma işi. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.
BESİCİ
Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse.
BARI
Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).
ARIH
Temiz, tertemiz, saf, iyi. Hayvanların koşulduğu okun arabaya bağlı olduğu çatal kısım. Zayıf, cılız, sıska. Zayıf. Davarın zayıf olanı, kötüsü, karşılığı arık.